Türk Dili ve Edebiyatı 10
Ayarlar yalnızca bu cihazda saklanır. Hedef dakika değil soru sayısıdır: kitap açık kalan süreyi değil, çözdüğün soruyu sayar.
KOLAY HOCA
Kolay Hoca, zor dersleri çizgi roman gibi anlatır. Bu kitapta 10. sınıf Türk dili ve edebiyatının dört temasını Ece ile robot arkadaşı Volt anlatıyor: kısa sahneler, metni işaretleyip karşılaştırabileceğin küçük düzenekler ve yazma atölyeleri. Bir metni nasıl okuyacağını öğrenince hemen soruya geçiyorsun.
Kolay Hoca 10. sınıf dizisi.
Lise öğrencisi. Soru sormayı sever, ezberden nefret eder. Senin yerine "bu ne demek şimdi?" diye soran o.
Kolay Hoca'nın laboratuvar robotu. Bu sefer edebiyat atölyesinde: kitaplık, işaretleme kalemleri, hece sayacı ve ses masasıyla, bir dizeden bütün bir romana kadar metni parçalarına ayırarak anlatır.
Nasıl çalışılır? (3 dakika, bir kez oku)
- Telefonu başka odaya koy ya da kitabı telefondan okuyorsan "Rahatsız Etme"yi aç. Telefon masada dururken, kapalı bile olsa, çalışma belleği düşüyor; bu ölçülmüş bir şey, laf değil.
- Her bölümde önce tahmin et. Tahminin tutmazsa üzülme: en çok, tutmayan tahminden sonra okunan açıklama akılda kalıyor.
- Okumak öğrenmek değildir. "Kendine sor" kutularının cevabını açmadan önce kendin söyle. Testte boş bırakmak serbest; kopya çekmek değil.
- Testin ilk 8 sorusu sırayla, kalanı karışık. Sınav da karışık sorar; karışık çözen öğrenci bir ay sonra çok daha fazla hatırlıyor. Testi iki türlü çözebilirsin: Sınav modu (hepsini çöz, sonunda puanını gör) ya da Alıştırma modu (her soruda hemen geri bildirim; yanlış yaparsan ipucu kendiliğinden açılır).
- Metni işaretleyerek oku. Ekranda göz gezdirmek yetmez; ana düşünceyi, dönüm noktasını ve seni şaşırtan kelimeyi işaretleyip kenarına bir cümle yazdığında akılda kalır. Yazma görevlerini deftere ya da kitabın yazı alanına yaz. Her ünitenin "Yazdırılabilir özet" sayfasını çıktı alıp yanında tutabilirsin.
- Yanlışların bir deftere düşer. 3 gün sonra kitap sana hatırlatır; o gün yanlışlarına dönüp testi bir daha çözersen konu kalıcı olur. Gece 23'ten sonra yeni konu açma; uykusuz beyin gündüz öğrendiğini kaydedemez.
- 25 dakika çalış, 5 dakika ara. Bir oturumda bir bölüm yeter. Her gün az, her gün.
Her ünitede 5 adım var, sırayla git
- 1 · ÇİZGİ ROMANSahneleri oku, çizimler hareket ederken izle. "Kafaya yaz" kutusu o sahnenin tek cümlelik özeti.
- 2 · 8 SORUHangi okuma yolu hangi soruda işe yarar, önce onu gör. Sonra 8 soruyu adım adım çözülmüş olarak incele.
- 3 · TEST30 soru. Cevapla, en altta "Testi bitir"e bas, puanını gör.
- 4 · ÇÖZÜMLER30 sorunun hepsi ayrı sayfada, anlatımıyla. Yanlış yaptıklarına mutlaka bak.
- 5 · KARIŞIK TEKRARÜnite başında çözdüğün 5 soruluk ön testin yeni hâli ve önceki ünitelerle karışık alıştırma. Ne kadar ilerlediğini burada görürsün.
Veli için bir sayfa · çocuğunuza nasıl destek olursunuz (2 dakika)
Bu kitap çocuğunuzun kendi başına çalışabilmesi için yazıldı. Araştırmalar, ailenin ilgisinin başarıyı artırdığını, baskısının ise azalttığını tutarlı biçimde gösteriyor. Yapabileceğiniz en etkili şeyler çoğunlukla küçük şeyler.
Ne yapmayın
- Puanı sormayın, kıyaslamayın. "Kaç yaptın?", "Kuzenin kaç yapmış?" soruları kaygıyı artırır; kaygılı öğrenci daha az çalışır.
- Yanlışı ayıplamayın. Bu kitapta yanlış bir veri; hangi adımda ayrıldığını gösterir. "Bunu nasıl bilmezsin" cümlesi öğrenmeyi keser.
- Süre saymayın. "Üç saat çalıştın mı?" yerine ne çözdüğü önemli. Kitap da dakika değil soru sayar.
Ne yapın
- Sessiz bir saat ayarlayın. Telefonun çalışılan odada olmaması, açık olmasa bile, dikkati ölçülebilir biçimde artırır.
- Uykuyu koruyun. Gece 23'ten sonra yeni konu verimsizdir; uyku, gündüz öğrenileni kalıcı yapan süreçtir.
- Haftada bir 10 dakika "süreç" sohbeti. "Bu hafta neyi anladın, nerede takıldın?" diye sorun ve dinleyin. Çözüm önermek zorunda değilsiniz.
- Takıldığı konuyu öğretmenine sordurun. "Öğretmenden yardım alabiliyorum" diyen öğrenciler uluslararası ölçmelerde belirgin biçimde daha başarılı.
Kitaptaki edebî metinler iki kaynaktan gelir: yazarı 1955 ve öncesinde ölmüş, kamu malı olmuş eserler (künyesiyle ve baskısıyla) ya da Kolay Hoca'nın bu kitap için yazdığı özgün metinler ("Kolay Hoca metni" etiketiyle). Eski metinlerin günümüz Türkçesiyle aktarımları Kolay Hoca'nındır ve öyle etiketlenir. Yaşayan ya da 1956 ve sonrasında ölmüş yazarların eserlerinden alıntı yapılmaz; bu eserler yalnızca adıyla ve kendi cümlelerimizle yazılmış kısa tanıtımıyla anılır. Ece ve Volt kurgusal karakterlerdir; gerçek kişilere söz yazılmaz. Yazım ve noktalama Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu'na göredir. Konular MEB'in 2026 Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı'nın 10. sınıf temalarına göre sıralandı; programın dört teması bu kitapta dört üniteye karşılık gelir. Okulda okuduğun metin farklıysa her ünitedeki "Kendi metnine uygula" kartıyla aynı okuma yolunu o metne uygulayabilirsin.
Sözün Ezgisi
Sözlü kültürde söz ezgiyle yaşar: ritim, tekrar ve kalıp ifadeler bir metni kuşaktan kuşağa taşır.
Bin yıllık bir koşuk bugün nasıl okunur? Karacaoğlan'ın koşması neden anonim değildir? Bir türküde aynı dizeler neden üç kez söylenir? Masal neden “bir varmış bir yokmuş” diye başlar? Bu ünitede koşuk, koşma, türkü, ninni ve masalı Ece ve Volt'la okuyacak; bir şiir dinletisi ve bir film şeridi hazırlayacaksın.
Koşuk: sözün en eski ezgileri
Bu bölümde: Bin yıllık bir koşuğu aslından ve aktarımından okuyacaksın. Ritmini sayacak, kelimelerin nasıl değiştiğini göreceksin.
- koşuk — İslamiyet öncesi Türklerin dörtlüklü şiiri · bu değildir: halk şairinin sazla söylediği koşma değildir
- sözlü gelenek — ağızdan ağıza aktarılan kültür · bu değildir: kitaptan ezberlenen bilgi değildir
- aktarım — eski metnin bugünkü Türkçeyle anlamı · bu değildir: metnin aslı ya da ölçüsü değildir
- ezgi — kulağa hoş gelen ses dizisi · bu değildir: yalnızca şarkıdaki müzik değildir
Bin yıl önce yazıya geçmiş bir şiirin kelimelerini bugün ne kadar tanırız?
Oku: solda koşuğun aslı, sağda Kolay Hoca aktarımı. Önce aslını sesli oku; ritmi duy. Sonra anlamını sağdan izle.
1Kar buz kamuğ erüşdi 2Tağlar suvı akışdı 3Kökşin bulıt örüşdi 4Kayguk bolup egrişürAslı: Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti't-Türk (11. yüzyıl); söyleyeni bilinmeyen koşuk. Yazma: tek yazma nüsha, 1266'da istinsah (Millet Kütüphanesi); basılı: Kilisli Rifat Bilge (1874–1953) neşri, İstanbul, 1333–1335 hicrî. Latin harfli okuma Kolay Hoca'nın sade yazımıdır.
1Karın, buzun hepsi eridi, 2Dağların suları akıştı, 3Gökte mavimsi bulutlar belirdi, 4Kayık gibi dönüp dolaşıyor.Kolay Hoca aktarımı (yaklaşık anlam; alan uzmanı kontrolüne açık). Aktarım anlamı verir; ölçüyü ve sesi aslı taşır.
Sözlük (Kolay Hoca'nın açıklamaları): kamuğ: hep, bütün · erüşdi: eridi · tağ: dağ · kökşin: gök renkli, mavimsi · bulıt: bulut · örüşdi: belirdi, yükseldi · kayguk: kayık · bolup: olup
“Tağlar suvı akışdı” dizesinde kaç hece var? Sesli okuyarak say.
Koşuğun konusu hangisi?
Bence koşuk ile koşma aynı şeyin iki adı. İkisi de dörtlüklerle söylenmiş eski halk şiiri.
Ama bu yanlış.
koşuk, İslamiyet öncesi Türk şiir geleneğinin türüdür. Örnekleri 11. yüzyılda yazıya geçti; söyleyenleri bilinmez. Koşma çok sonra halk şairlerinin sazla söylediği şiirdir. Şair adını son dörtlükte söyler; örnek: Karacaoğlan.
Koşuk: İslamiyet öncesi Türk şiir geleneğinin türü. Toylarda kopuzla söylenirdi. Konusu çoğunlukla doğa, sevgi ve yiğitliktir.
Yapısı: birimi dörtlük, ölçüsü hecedir. Kafiye düzeni aaab. Bu koşukta her dize 7 hece, 4 + 3 duraklı.
Örnek: “Kar buz kamuğ / erüşdi” → 4 + 3 = 7 hece.
Sözlü gelenek: söz ağızdan ağıza, ezgi ve tekrarla taşınır. Kâşgarlı Mahmud bu örnekleri 11. yüzyılda yazıya geçirdi.
Kelimeler değişir: bazıları aynı kalır (kar), bazılarının sesi değişir (tağ → dağ). Bazıları kullanımdan düşer (kamuğ), bazılarının anlamı değişir (sav).
Bu değildir: aktarım şiirin kendisi değildir. Hece, durak ve kafiye aslından sayılır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: “Kar buz kamuğ erüşdi”: kar (1) + buz (1) + ka-muğ (2) + e-rüş-di (3) = 7 hece; durak 4. heceden sonra.
Varyant 1: yalnızca “kar” yerine bugünkü “karlar” yazıldı. Hece sayısı değişir mi, aynı mı kalır?
Varyant 2: yalnızca aslı yerine aktarımı saydın: “Karın, buzun hepsi eridi”. Aynı sayıyı bulur musun?
Varyant 3: yalnızca kelimelerin yeri değişti: “Kamuğ kar buz erüşdi”. Hece sayısı ve durak değişir mi?
Karşı-örnek: Hece sayısı tutan her dize aynı ritmi vermez. Koşmadaki “Elif kaşlarını çatar” 8 hecedir, ama 4. hece “kaşlarını” kelimesinin ortasına düşer; durak kelimeyi böler.
Önce tahmin: koşuktaki kelimelerin kaçı bugün hiç değişmeden kullanılıyor? Kendine söyle, sonra dene.
Bir kelime seç, sonra bin yılda ona ne olduğunu tahmin et.
Defterde yap: dört sütunlu bir tablo çiz (değişmedi · sesi değişti · anlamı değişti · kullanımdan düştü) ve her kelimeyi bir sütuna yaz.
Sözlü gelenek kulaktan kulağa oyununa benzer: söz ağızdan ağıza geçer, yolda bazı sesleri değişebilir.
Oyunda söz bozulsun diye fısıldanır. Gelenekte ise ritim, tekrar ve kalıp sözler sözü korur; koşuk bin yıl sonra hâlâ tanınır.
Ritim ve tekrar, sözlü kültürün hafızasıdır.
Aynı dönemden iki örnek (tanıtım): sagu ölen bir kahraman için söylenen ağıttır; sav, atasözü ya da özlü sözdür. İkisi de koşuk gibi Dîvânu Lugâti't-Türk'te yazıya geçti.
Alp Er Tunga öldi mü Isız ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılurAslı: Alp Er Tunga sagusundan bir dörtlük, Dîvânu Lugâti't-Türk (11. yüzyıl); söyleyeni bilinmez. Latin harfli okuma Kolay Hoca'nın sade yazımıdır.
Alp Er Tunga öldü mü? Kötü dünya kaldı mı? Zaman öcünü aldı mı? Şimdi yürek yırtılıyor.Kolay Hoca aktarımı (yaklaşık anlam). Isız: kötü · ajun: dünya · ödlek: zaman, felek · öç: intikam.
Tağ tağka kavuşmas, kişi kişike kavuşur.Aslı: Dîvânu Lugâti't-Türk'teki bir sav (11. yüzyıl).
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.Kolay Hoca aktarımı. Kişi: insan. Bugün de aynı biçimiyle atasözü olarak yaşıyor.
Değerler bugün: sagu kahramana duyulan saygıyı ve yası taşır; bugün de ölenin ardından ağıt yakılır. Sav, ayrılanların yeniden kavuşabileceği umudunu söyler; aynı atasözü bugün de kullanılıyor.
Verilen temsil metin: “Koşuk, sagu ve sav 11. yüzyılda Dîvânu Lugâti't-Türk'te yazıya geçti. Karacaoğlan koşmalarını 17. yüzyılda söyledi. Türkü, ninni ve masal bugün de söyleniyor.” Ötekini üret: bu bilgiyi soldan sağa akan bir dönem şeridi olarak çiz.
Cevabı göster
Dönem şeridi:
Şerit neye karşılık? Soldan sağa gitmek zamanda ilerlemektir. Noktalar arasındaki uzaklık ölçekli değildir; yalnız sırayı gösterir.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: metindeki “bugün de söyleniyor” ↔ şeridin en sağındaki nokta ve ok ucu.
Ece “Tağlar suvı akışdı” dizesinin hece sayısını ve durağını buluyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Dizeyi kelimelere ayırdım: Tağlar · suvı · akışdı.
- Tağ-lar: 2 hece; su-vı: 2 hece.
- a-kışdı: 2 hece.
- Toplam: 2 + 2 + 2 = 6 hece.
- Durak: ilk dört heceden sonra, “suvı” kelimesinin arkasında.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
- Aslını mı, aktarımını mı okuyorum? Ölçüyü hangisinden sayacağım?
- Her dizede kaç hece var, durak nerede?
- Hangi kelimeleri tanıyorum, hangilerinin sesi değişmiş, hangileri hiç tanıdık değil?
- Şiir neyi anlatıyor, hangi duyguyu taşıyor? Kanıt dizem hangisi?
- Sözlü gelenekten geldiğini gösteren bir iz (ritim, tekrar) var mı?
Cevap
Koşuğun yapısı, koşma ve kelimeler
Bu bölümde: Koşuğu dört istasyonda inceleyip bir koşmayla karşılaştıracaksın. Metindeki isimleri, sıfatları ve tamlamaları bulacaksın.
- koşma — halk şairinin sazla söylediği şiir · bu değildir: söyleyeni bilinmeyen anonim şiir değildir
- T diyagramı — iki metni yan yana karşılaştırma çizelgesi · bu değildir: tek metnin özeti değildir
- sıfat tamlaması — sıfat ile isimden kurulan öbek · bu değildir: iki ismin ekle bağlanması değildir
- isim tamlaması — iki ismin ekle bağlandığı öbek · bu değildir: sıfatın ismi nitelemesi değildir
Karacaoğlan'ın koşması da koşuk gibi söyleyeni bilinmeyen (anonim) bir şiir midir?
Ara metin: Karacaoğlan'ın bir koşmasından üç dörtlük. Koşmanın son dörtlüğü “Karac'oğlan…” sözüyle başlar; şair adını orada söyler.
İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif, Elif diye. Deli gönül abdal olmuş, Gezer Elif, Elif diye. Elif kaşlarını çatar, Gamzesi sineme batar. Ak elleri kalem tutar, Yazar Elif, Elif diye. Evlerinin önü çardak, Elif'in elinde bardak. Sanki yeşil başlı ördek Yüzer Elif, Elif diye.Karacaoğlan (17. yüzyıl; yaşadığı dönem kesin değil; çoğu kaynak 17. yüzyılı gösterir), "Elif" koşmasının 1., 3. ve 4. dörtlükleri. Halk arasında yaşayan metin; derlemelerde küçük farklarla geçer ("deyi / diye" gibi).
Sözlük (Kolay Hoca'nın açıklamaları): tozmak: toz gibi savrulmak · abdal: gezgin, kendini kaybetmiş · gamze: gülünce yanakta oluşan çukur · sine: göğüs, gönül · çardak: dallardan örülmüş gölgelik
Koşma ile koşuğun ortak özelliği hangisi?
“Dağ başına çiğler yağar” dizesindeki “dağ başı” hangisidir?
Bence halk şiirinin hepsi anonimdir. Karacaoğlan'ın koşması da halkın ortak sözüdür.
Ama bu yanlış.
halk şiirinin bir kısmı anonimdir, bir kısmının söyleyeni bellidir. Koşmada şair adını son dörtlükte söyler. Örnek: “Elif” koşmasının son dörtlüğü “Karac'oğlan…” diye başlar.
Bence ismin önündeki her kelime sıfattır. “Dağ başı”nda da dağ, başı niteliyor.
Ama bu yanlış.
“dağ başı”nda ikinci kelime -ı eki almış; bu bir isim tamlamasıdır ve dağ bir isimdir. Sıfat, ismin nasıl ya da kaç tane olduğunu ek almadan söyler: ak eller, yeşil başlı ördek.
Koşma: halk şairinin sazla söylediği hece ölçülü şiir. Birimi dörtlük; 8 ya da 11 hecelidir.
Kafiye: ilk dörtlükte 2. ve 4. dizeler kafiyelidir (xaxa). Sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi arasında kafiyelidir (bbba). Şair adını son dörtlükte söyler.
Koşuk ile koşma: ortak yanları dörtlük, hece ölçüsü ve sözlü gelenek. Koşuk anonimdir ve kopuzla söylenir; koşmanın söyleyeni bellidir, sazla söylenir.
İsim: varlıkları karşılayan kelime. Özel (Elif) ya da cins (gönül); somut (kar) ya da soyut (gönül); topluluk (sürü).
Sıfat: ismi niteler (niteleme: deli, ak, yeşil) ya da belirtir (belirtme: bir, üç, bu).
Tamlamalar: sıfat tamlaması: deli gönül. Belirtisiz isim tamlaması: dağ başı. Belirtili: Elif'in eli. Zincirleme: sarayın bahçe kapısı.
Bu değildir: önde duran her kelime sıfat değildir. “Duvar taşı”nda duvar isimdir; ikinci kelime -ı ekini almış.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: “taş duvar”: taş, duvarın nasıl olduğunu söylüyor; ikinci kelime ek almamış → sıfat tamlaması.
Varyant 1: yalnızca kelimelerin sırası değişti: “duvar taşı”. Tamlama türü değişir mi, aynı mı kalır?
Varyant 2: yalnızca birinci kelimeye ilgi eki geldi: “duvarın taşı”. Tür değişir mi?
Varyant 3: yalnızca başa bir isim daha geldi: “evin duvar taşı”. Tür değişir mi?
Karşı-örnek: Yan yana gelen iki isim her zaman tamlama kurmaz. “Elif'in elinde bardak.” dizesinde “elinde” ile “bardak” bir tamlama değildir; dize “bardak Elif'in elinde” diye okunur.
Önce tahmin: koşuk ile koşma sekiz ölçütün kaçında ortak, kaçında farklı? Sayını söyle, sonra ölçüt seç.
Ölçütlere dokun; seçtiklerin T diyagramına yerleşir (en çok 6).
Defterde yap: T diyagramını çiz; ortak satırları yeşil, farklı satırları turuncu kalemle işaretle.
1) İkinci kelimede iyelik eki (-ı, -i, -sı, -si…) var mı? 2) Varsa birinci kelimede ilgi eki (-ın, -nin…) var mı? Varsa belirtili, yoksa belirtisiz isim tamlaması. 3) Ek yoksa, birinci kelime ikinciyi niteliyor ya da belirtiyor mu? Öyleyse sıfat tamlaması.
İki kelimenin arasına “çok” koy: “çok deli gönül” anlamlıysa öndeki kelime niteleme sıfatıdır, öbek sıfat tamlamasıdır.
Hangisi ne zaman? Kısa yol yalnız niteleme sıfatlarında işler. “Üç iş”, “bu yol” gibi belirtme sıfatlarında “çok üç iş” denmez; o zaman uzun yola dön.
Verilen temsil metin: koşmanın ilk iki dörtlüğü.
İncecikten bir kar yağar,
Tozar Elif, Elif diye.
Deli gönül abdal olmuş,
Gezer Elif, Elif diye.
Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif diye.
Ötekini üret: her dizenin kafiyesini bir harfle gösteren bir kafiye şeması çiz.
Cevabı göster
Kafiye şeması:
Harfler neye karşılık? Aynı harf, aynı sesle biten dizedir. “a” harfi “Tozar, Gezer … Yazar Elif, Elif diye” bağıdır; sonraki dörtlükler ilk dörtlüğe bu dizeyle bağlanır.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: “çatar, batar, tutar” ↔ üç mavi “b” kutusu.
Ece, “Elif” koşması için kısa bir tür tahlili yazıyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Metin dörtlüklerle kurulmuş.
- Dizeler 8 hecelidir; ölçü hecedir.
- Dörtlükler aynı sözle bağlanıyor: “Elif, Elif diye”.
- Halk şiiri olduğu için söyleyeni bilinmez; metin anonimdir.
- Sonuç: Bu şiiri kimin söylediğini metinden öğrenemeyiz.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
- Metni dört istasyonda inceledim mi: yapı, ahenk, içerik, dil ve anlatım?
- Karşılaştırdığım iki metin hangi ölçütlerde ortak, hangilerinde farklı?
- Söyleyeni belli mi, anonim mi? Kanıtım (ad geçen dörtlük) nerede?
- Metinden iki sıfat tamlaması ve iki isim tamlaması bulup türünü eke bakarak söyleyebiliyor muyum?
- Metni kendi ölçütümle değerlendirdim mi (beğendim, çünkü …)?
Cevap
Türkü ve ninni: ezgiyle yaşayan söz
Bu bölümde: Bir türküyü ve bir ninniyi yapısı, tekrarları ve söyleniş amacıyla okuyacaksın. Beğenini gerekçesiyle söyleyeceksin.
- türkü — ezgiyle söylenen halk şiiri · bu değildir: yalnız okunmak için yazılmış şiir değildir
- kavuştak — her bentten sonra tekrar eden dizeler · bu değildir: yeni bilgi veren bir bent değildir
- anonim — söyleyeni bilinmeyen (metin) · bu değildir: halk arasında sevilen her şiir değildir
- varyant — aynı metnin değişik söylenişi · bu değildir: yanlış ya da bozuk metin değildir
Bir türküde en çok tekrar eden dizeler hangileridir?
İkinci okuma metni: türkü. Önce sesli oku; eğik yazılı dizelerde sesinin nasıl değiştiğine dikkat et.
Sabah olur, güneş doğar, Dağ başına çiğler yağar, Çoban kaval alır çalar. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var. Gurbet elde yolum uzar, Gönlüm sıla yolu arar, Kuşlar göçer, dağlar ağlar. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var. Bahar gelir, karlar erir, Dağdan sular çağlar gelir, Dönen yolu yolcu bilir. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var.Türkü biçiminde yazılmış Kolay Hoca metni. Gerçek bir halk türküsü değildir; türün yapısını göstermek için yazıldı. Eğik yazılı iki dize kavuştaktır.
Ara metin: ninni. Hangi dize tekrar ediyor, neden?
Ay doğmuş dağ başına, Yıldız konmuş taşına, Kuzum uyu ninnimle, Uyku gelsin başına. Rüzgâr dursun yolunda, Kuşlar sussun dalında, Kuzum uyu ninnimle, Sesim senin yanında.Ninni biçiminde yazılmış Kolay Hoca metni. Gerçek bir halk ninnisi değildir.
Varyant örneği: başka bir yörede kavuştak şöyle söylenebilir (model): “Çal kavalım, inle kaval, / Sesim olup sılaya var.”. Söz biraz değişti, ezgi ve duygu aynı kaldı.
Türküdeki ana duygu en açık hangi dizede görünüyor?
Ninninin söyleniş amacı hangisi?
Bence türkünün sözünü de ezgisini de hep aynı kişi yapar. Sözü kim yazdıysa ezgiyi de o bulmuştur.
Ama bu yanlış.
türkülerin çoğunun söyleyeni bilinmez; söz ve ezgi dilden dile değişerek yaşar. Söyleyeni belli bir şiir de sonradan başkasınca bestelenebilir. Örnek: “Elif” koşmasının sözü Karacaoğlan'ındır; Sadettin Kaynak bu sözlere 20. yüzyılda bir ezgi besteledi.
Türkü: ezgiyle söylenen halk şiiri. Yapısı bent ve kavuştaktır. Kavuştak her bentten sonra tekrar eder; ezgiyi ve duyguyu pekiştirir.
Anonim ve varyant: türkülerin çoğunun söyleyeni bilinmez (anonim). Dilden dile geçerken değişik söylenişler, yani varyantlar oluşur.
Söz ve ezgi: bir şiirin sözü ile ezgisi farklı kişilerin olabilir. “Elif” koşmasının sözü Karacaoğlan'ındır. Sadettin Kaynak bu sözlere 20. yüzyılda bir ezgi besteledi; sözler başka bir halk ezgisiyle de söylenir.
Ninni: bebeği uyutmak için söylenen türkü. Kısa dizeler, yumuşak sesler ve tekrar taşır.
Beğeni ölçütü: “güzel” demek yetmez. Ölçütünü söyle (ritim, imge, duygu) ve kanıt dizeyi göster.
Bu değildir: kavuştak yeni bir bent değildir; aynı sözlerin tekrarıdır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: Halk arasında söylenen, kimin söylediği bilinmeyen bir türkü: anonimdir.
Varyant 1: yalnızca son dörtlüğe söyleyenin adı eklendi. Türkü anonim kalır mı?
Varyant 2: yalnızca iki bölgede kavuştağı farklı söyleniyor. Türkü anonim olmaktan çıkar mı?
Varyant 3: yalnızca ezgisi yeni bir müzikçi tarafından düzenlendi. Sözün söyleyeni değişir mi?
Karşı-örnek: Bu kitaptaki “Çal Kavalım” anonim değildir: yazarı bellidir (Kolay Hoca). Türkü biçiminde yazılmak, anonim olmak demek değildir.
Önce tahmin: bu türküde kaç dize tekrar ediyor? Sayını söyle, sonra tekrar eden dizeleri işaretle.
Tekrar ettiğini düşündüğün dizelere dokun, sonra kontrol et.
Defterde yap: türküyü yaz; tekrar eden dizelerin yanına bir yıldız koy ve kaç kez geçtiğini say.
Ece “Bu türküyü beğendim, çünkü güzel.” diyor. Gerekçesini güçlendirmek için hangisini ekleyebilir?
Verilen temsil metin: türkünün ilk benti ve kavuştağı.
Sabah olur, güneş doğar,
Dağ başına çiğler yağar,
Çoban kaval alır çalar.
Çal kavalım, çal kavalım,
Sesim olup sılaya var.
Ötekini üret: her dizenin hece sayısını, durağını ve kafiye harfini gösteren bir çizelge yap.
Cevabı göster
| Dize | Hece | Kafiye |
|---|---|---|
| Sabah olur, güneş doğar, | 8 | a |
| Dağ başına çiğler yağar, | 8 | a |
| Çoban kaval alır çalar. | 8 | a |
| Çal kavalım, çal kavalım, | 8 | – |
| Sesim olup sılaya var. | 8 | – |
Durak her dizede 4 + 4: “Sabah olur, / güneş doğar”.
Çizelge neye karşılık? “Hece” sütunu ölçüyü, “Kafiye” sütunu dize sonlarındaki ses benzerliğini gösterir. Kavuştak dizeleri bentle kafiyelenmez; tekrarıyla bağlanır.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: “doğar, yağar, çalar” ↔ Kafiye sütunundaki üç “a”.
Ece türkünün ana duygusunu buluyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Türküde üç bent ve her bentten sonra aynı kavuştak var.
- Kavuştak “Sesim olup sılaya var” diyor; ses sılaya gönderiliyor.
- İkinci bentte “Gurbet elde yolum uzar” ve “Gönlüm sıla yolu arar” dizeleri var.
- Üçüncü bent “Bahar gelir, karlar erir” diye başladığına göre ana duygu bahar sevincidir.
- Sonuç: türkü, baharın gelişine duyulan sevinci anlatır.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
- Metinde bent ve kavuştak (tekrar eden dizeler) hangileri?
- Tekrar eden dize neyi pekiştiriyor: ezgiyi mi, duyguyu mu, ikisini mi?
- Ana duygu hangi dizelerde görünüyor? Tek dizeye değil bütüne baktım mı?
- Söyleyeni belli mi, anonim mi? Bildiğim bir varyantı var mı?
- Beğenimi bir ölçüt ve bir kanıt dizeyle söyleyebiliyor muyum?
Cevap
Masal dinlemek: bir varmış, bir yokmuş
Bu bölümde: Bir masalı önce kontrol listesiyle, sonra dinleme modunda dinleyeceksin. Masalın bölümlerini, kalıp sözlerini ve iletisini bulacaksın.
- masal — olağanüstü olaylı hayal ürünü anlatı · bu değildir: gerçekten olmuş sayılan efsane değildir
- tekerleme — masal başındaki uyaklı kalıp söz · bu değildir: olayı anlatan bölüm değildir
- olağanüstülük — gerçek hayatta olamayacak olay · bu değildir: kahramanın sıradan davranışı değildir
- masal anlatıcısı — masalı topluluğa anlatan kişi · bu değildir: masalın kahramanı değildir
Bir masal dinlerken anlatılanların “gerçekten olmuş” olduğuna inanılır mı?
Dinlemeden önce: masalın adı “Keloğlan ile Üç Dost”. Aşağıdaki görselden konuyu tahmin et, sonra kontrol listeni hazırla. Masalın metni başta gizli; dinleme modunda satır satır açılır. İstersen bir yakının açılan satırları sana sesli okusun.
Kontrol listem (dinlerken not al):
- Olaylar hangi sırayla gelişiyor?
- Kişiler kimler, nasıl davranıyor?
- Olay nerede ve ne zaman geçiyor?
- Hangi sözler kalıp gibi, başka masallarda da geçebilir?
- Masal açıkça ya da örtük olarak ne söylüyor (ileti)?
Metin gizli. Başlatınca satırlar birkaç saniye arayla açılır.
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Bir köyde Keloğlan ile anası yaşarmış. Evlerinde bir kuru ekmekten başka bir şey kalmamış. Keloğlan "Ana, ben iş aramaya gideyim." demiş. Azığını sırtına vurup yola düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Bir dere kıyısında karıncaların suyu geçemediğini görmüş. Bir dal koparıp dereye köprü etmiş. Karıncaların başı konuşmuş: "Bu iyiliği unutmayız. Darda kalırsan bizi an." Biraz ileride dikene takılmış bir serçe görmüş. Dikenleri ayırıp serçeyi kurtarmış. Serçe de "Darda kalırsan bizi an." demiş. Göl kıyısında karaya vurmuş bir balığı suya bırakmış. Balık da aynı sözü vermiş. Sonunda padişahın şehrine varmış. Tellallar bağırıyormuş: "Padişahın üç işini yapana kırk kese altın verilecek." Birinci iş: bir ambar dolusu karışık darı ile kum, bir gecede ayrılacakmış. Keloğlan karıncaları anmış. Sabah darı bir yanda, kum bir yanda duruyormuş. İkinci iş: padişahın göle düşen yüzüğü bulunacakmış. Keloğlan balığı anmış. Balık yüzüğü ağzında getirmiş. Üçüncü iş: dağın tepesindeki şifalı çiçek getirilecekmiş. Keloğlan serçeyi anmış. Serçe çiçeği gagasında getirmiş. Padişah sözünü tutmuş. Keloğlan, sarayın bahçe kapısından çıkarken üç dostuna teşekkür etmiş. Kırk kese altınla anasının yanına dönmüş. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş: biri bana, biri anlatana, biri de dinleyene.“Keloğlan ile Üç Dost”: anonim bir masal tipinin Kolay Hoca'nın yeniden anlatımı. Giriş ve bitiş tekerlemeleri halkın ortak kalıplarıdır.
Bilgilendirici metin (karşılaştırma için, Kolay Hoca metni):
Karıncalar koloni hâlinde yaşayan böceklerdir. Kolonide işler bölünmüştür: kraliçe yumurtlar, işçi karıncalar yiyecek toplar ve yuvayı korur. Karıncalar yuvaya giden yolu, bıraktıkları koku izleriyle birbirlerine gösterir.Kolay Hoca metni; bilgiler genel biyoloji kaynaklarından.
Masalda hangisi kalıp ifadedir (başka masallarda da aynen geçer)?
Keloğlan hayvanlara yardım etmeden yoluna devam etseydi masal nasıl değişirdi?
Bence masal ile efsane aynı şey. İkisinde de olağanüstü olaylar var.
Ama bu yanlış.
ikisinde de olağanüstülük olabilir; fark gerçeklik iddiasındadır. Efsane belli bir yere, kişiye ya da olaya bağlanır ve anlatılanın gerçekten olduğuna inanılır. Masal “bir varmış bir yokmuş” diye başlar; hayal olduğu baştan bellidir.
Masal: hayal ürünü, olağanüstü olaylı, sözlü gelenekte yaşayan anlatı. Kahramanları insanlar, hayvanlar, devler ya da periler olabilir.
Masalın bölümleri: döşeme (giriş tekerlemesi) → olaylar → bitiş (dilek tekerlemesi).
Kalıp ifadeler: “Bir varmış bir yokmuş”, “Az gitmiş uz gitmiş”, “Gökten üç elma düşmüş”. Üç sayısı ve tekrar sık görülür.
Masal anlatıcısı: masalı topluluğa anlatır ve her anlatışta küçük değişiklikler yapabilir. Bu yüzden masalların da varyantları vardır.
Masal ve efsane: efsanede anlatılanın gerçekten olduğuna inanılır. Masal gerçeklik iddiası taşımaz.
Edebî metin ve bilgilendirici metin: masal duyguya ve hayal gücüne seslenir. Bilgilendirici metin gerçeği aktarır, düşünceye seslenir.
Bu değildir: olağanüstülük yalnız masala özgü değildir. Masalı ayıran, gerçeklik iddiası olmamasıdır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: “Bir varmış bir yokmuş” diye başlayan, hayvanların konuştuğu Keloğlan anlatısı: gerçeklik iddiası yok → masal.
Varyant 1: yalnızca olay gerçek bir köyün adına bağlandı ve “bu gerçekten olmuş” deniyor. Tür değişir mi?
Varyant 2: yalnızca giriş tekerlemesi çıkarıldı. Tür değişir mi?
Varyant 3: yalnızca anlatıcı değişti ve bazı ayrıntıları farklı anlattı. Tür değişir mi?
Karşı-örnek: Konuşan hayvan tek başına türü belirlemez: fablda da hayvanlar konuşur, ama fabl açık bir ders vermek için yazılır. Fablı 3. ünitede göreceksin.
Verilen temsil metin: dinlediğin masal. Ötekini üret: masalın yapı unsurlarını (kişiler, yer, zaman, olaylar) ve iletisini gösteren bir zihin haritası çiz.
Cevabı göster
Zihin haritası:
Harita neye karşılık? Her dal bir yapı unsurudur. Zaman dalı “belirsiz”: masal “evvel zaman içinde” geçer; bu da gerçeklik iddiası olmadığını gösterir.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: metindeki “Birinci iş… İkinci iş… Üçüncü iş…” ↔ haritadaki “üç iyilik → üç iş” dalı.
Ece dinlediği masalın türünü belirliyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Metin “Bir varmış, bir yokmuş.” tekerlemesiyle başlıyor.
- Karıncalar, serçe ve balık konuşuyor; olağanüstülük var.
- Olaylar belli bir yerde ve belli bir zamanda geçmiyor.
- Olağanüstü olay bulunduğu için bu metin bir efsanedir.
- Sonuç: dinleyenler anlatılanın gerçekten olduğuna inanır.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
- Dinlemeden önce kontrol listemi hazırladım mı?
- Metnin bölümlerini (giriş, olaylar, bitiş) ayırabiliyor muyum?
- Kalıp sözleri ve tekrarları (üç iş, aynı söz) buldum mu?
- Metin gerçeklik iddiası taşıyor mu? Masal mı, efsane mi?
- Bir kişinin davranışını değiştirsem olay ve ileti nasıl değişirdi?
Cevap
Konuşma atölyesi: şiir dinletisi
Bu bölümde: Bir tema seçip kamu malı şiirlerden kısa bir dinleti planlayacaksın. Durak, vurgu ve geçiş cümleleriyle sesli prova yapacaksın.
- şiir dinletisi — seçilmiş şiirlerin topluluğa sunulması · bu değildir: tek şiirin sessizce okunması değildir
- geçiş cümlesi — iki şiiri birbirine bağlayan söz · bu değildir: şiirin kendisinden bir dize değildir
- vurgu — bir kelimeyi sesle öne çıkarma · bu değildir: sesi baştan sona yükseltmek değildir
- durak — dizede nefes ve ritim yeri · bu değildir: her kelimeden sonra durmak değildir
Bir şiir dinletisinde şiiri nasıl okumak dinleyene en çok ulaşır?
Görev (okulda yapılır): bir tema seç, o temaya uygun şiirlerden bir dinleti hazırla ve sun. Bu kitapta örnekler yalnız kamu malı şiirlerden ve Kolay Hoca metinlerinden seçildi: koşuk, Karacaoğlan'ın koşması ve türkü biçimindeki Kolay Hoca metni.
Hangisi bir bitirme ifadesidir?
Bu kitapta dinleti için örnek verilen şiirler neden koşuk, Karacaoğlan'ın koşması ve Kolay Hoca'nın türküsü?
Bence şiir okumak, ezberlediğin şiiri hızlıca söylemektir. Ne kadar hızlı, o kadar ustaca.
Ama bu yanlış.
şiir okumak, şiiri sesle anlamlandırmaktır: durak, vurgu ve tonlama. Hızlı okuyuşta durak kaybolur, ritim bozulur. Örnek: “İncecikten / bir kar yağar” dizesinde durakta kısa bir nefes ritmi dinleyene taşır.
Dinleti planı: tema → şiir seçimi → sıra → açılış, geçiş ve kapanış sözleri → süre → sesli prova.
Başlatma ifadesi dikkati toplar ve temayı söyler. Sürdürme ifadesi şiirleri birbirine bağlar. Bitirme ifadesi teşekkür eder ve temayı bağlar.
Sesle anlam: durakta kısa bir nefes al, anlamı taşıyan kelimeyi vurgula. Tonlamayı şiirin duygusuna göre ayarla.
Beden dili: dinleyene bak, dik dur, ellerini sakin tut. Şiiri ezberden sunmak dinleyene bakmanı kolaylaştırır.
Telif: kitap yalnız kamu malı şiirleri ve Kolay Hoca metinlerini örnek verir. Okulda istediğin şiiri öğretmeninle seçebilirsin.
Bu değildir: dinleti şiirleri art arda okuyup bitirmek değildir. Şiirleri bir tema etrafında bağlayan bir sunumdur.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Önce tahmin: açılış ile kapanış arasına kaç kart girer ve şiirleri hangi sırayla dizersin? Kendine söyle, sonra kur.
Kartlara plan sırasıyla dokun. Yanlış eklediysen “Baştan al”a bas.
Defterde yap: planını numaralı bir liste olarak yaz; her geçiş cümlesinin hangi iki şiiri bağladığını yanına not et.
Ece “kar ve bahar” temalı dinletisinin planını yazıyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Tema: kar ve bahar.
- Açılış: “Bugün kar ve baharı eskiden yeniye, bin yıllık bir yolculukla dinleyeceğiz.”
- Sıra: türkü (bugün), koşma (17. yüzyıl), koşuk (11. yüzyıl).
- Geçişler: her şiirden önce onu tanıtan tek bir cümle.
- Kapanış: “Eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz.”
Kendi kendini puanla · dinletini aç. Seçtiğin temayla dinletinin açılış cümlesini ve iki şiiri bağlayan bir geçiş cümlesini bir kâğıda yaz.
Tam puan çözüm şuna benzer
Açılış: “Hoş geldiniz. Bugün kar ve baharı, eskiden yeniye üç şiirle dinleyeceğiz.” Geçiş: “Koşukta kar eriyordu; Karacaoğlan'ın dizelerinde ise kar incecik yağıyor.” Açılış temayı ve sırayı söylüyor; geçiş iki şiirdeki karı ortak söz yapıyor.
- Açılış cümlem temayı açıkça söylüyor.
- Geçiş cümlem iki şiiri ortak bir kelime ya da imgeyle bağlıyor.
- Şiirleri bir sıraya göre dizdim ve bu sırayı açılışta söyledim.
Cevap
Yazma atölyesi: masaldan film şeridine
Bu bölümde: Dinlediğin masalı altı karelik bir film şeridine dönüştüreceksin. Kare metinlerini deyim, geçiş sözleri ve doğru noktalamayla yazacaksın.
- film şeridi — olayı kare kare anlatan dizi · bu değildir: yalnız resimlerden oluşan albüm değildir
- kare — film şeridindeki tek sahne · bu değildir: masalın bütün bir bölümü değildir
- konuşma çizgisi — konuşmanın başına konan uzun çizgi · bu değildir: kelime bölen kısa çizgi değildir
- geçiş sözü — kareleri birbirine bağlayan söz · bu değildir: karedeki kişinin adı değildir
Film şeridinde bir karenin altına ne kadar metin yazılır?
Görev (okulda yapılır): dinlediğin masalı film şeridine dönüştür. Önce amacını ve kime hazırladığını seç (ör. ilkokul öğrencileri için bir pano). Okulda öğretmenin şu ölçütlerle değerlendirir: akıcılık, görsel ögeler, karakter tasarımı, olay akışı, estetik, dil ve anlatım. Panoda paylaşınca gelen eleştiriyi not al; hangisi işine yarıyor, onu seç.
Film şeridinin 2. karesi için hangi metin daha uygundur?
Kare altına kaynak notu yazacaksın. Hangisi doğru yazılmış?
Bence film şeridi yalnız resimdir. Metin yazmak gerekmez.
Ama bu yanlış.
film şeridi, resim ile kısa metnin birlikte kurduğu bir anlatıdır. Resim anı gösterir; metin kimin konuştuğunu ve olayların bağını söyler. Örnek: “Sabah darı bir yanda, kum bir yanda duruyormuş.” cümlesi aradaki geceyi tek satırda geçer.
Film şeridi: olayları sırayla, kare kare anlatan çizim ve kısa metin dizisi.
Plan: amaç ve hedef kitle → olay seçimi (başlangıç, düğüm, çözüm) → kare sırası → çizim → metin → gözden geçirme.
Kare metni: kısa tut; bu atölyede en çok 15 kelime. Tamlamalarla ayrıntı ver: “sarayın bahçe kapısı”, “yeşil başlı ördek”.
Söz varlığı: deyim (yola düşmek), atasözü (Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur), mecaz (taş yürekli).
Noktalama: karşılıklı konuşmada satır başına konuşma çizgisi (—) konur. Aynen aktarılan söz tırnak (“ ”) içine alınır.
Yazım: kısaltmaya gelen ek okunuşa göre kesmeyle ayrılır: TDK'ye.
Bu değildir: film şeridi masalın bütün cümlelerini kopyalamak değildir. Olayları seçip kısaltmaktır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralları ve birer örneği bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Önce tahmin: sekiz olaydan hangi ikisi dışarıda kalabilir ya da birleştirilebilir? Kendine söyle, sonra kareleri doldur.
Olaylara kare sırasıyla dokun; altı kareyi doldur, sonra kontrol et.
Defterde yap: altı kare çiz, her karenin altına en çok 15 kelimelik metnini yaz. Yazdıkların yalnız bu cihazda kalır.
Verilen temsil olay listesi: (1) Keloğlan iş aramak için yola çıkar. (2) Karıncalara dereyi geçmeleri için köprü kurar. (3) Dikene takılan serçeyi kurtarır. (4) Karaya vuran balığı suya bırakır. (5) Padişah üç iş ister. (6) Karıncalar darıyı kumdan ayırır. (7) Balık yüzüğü, serçe çiçeği getirir. (8) Keloğlan ödülle anasına döner. Ötekini üret: bu sekiz olayı altı karelik bir film şeridi taslağına sığdır.
Cevabı göster
Film şeridi taslağı (bir çözüm):
Kareler neye karşılık? 2. karede üç iyilik (2, 3 ve 4. olaylar) tek karede birleşti; aynı düzen tekrar ettiği için birleştirmek akışı bozmuyor. Sıra değişmedi.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: listedeki 5. olay “Padişah üç iş ister.” ↔ 3. kare “üç iş”.
Ece film şeridinin metinlerini gözden geçiriyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Kare 1 metni: Keloğlan “Ana, ben iş aramaya gideyim.” der.
- Kare 2 metni: — Darda kalırsan bizi an, dedi karınca.
- Kare 3 metni: Az gitmiş, uz gitmiş; sonunda padişahın şehrine varmış.
- Kaynak notu: Konuşma çizgisinin kullanımına TDK'ya göre baktım.
- Son kontrol: her kare metni 15 kelimeyi geçmiyor.
Kendi kendini puanla · bir kare yaz. Masalın bir sahnesini tek kareye dönüştür: çizimi iki cümleyle betimle, altına en çok 15 kelimelik bir kare metni yaz.
Tam puan çözüm şuna benzer
Çizim: göl kıyısında Keloğlan diz çökmüş; ellerinden bir balık suya süzülüyor. Kare metni: Ardından göl kıyısında balığı suya bıraktı. — Darda kalırsan bizi an, dedi balık.
- Kare metnim 15 kelimeyi geçmiyor.
- Konuşmayı konuşma çizgisi ya da tırnakla kurala uygun yazdım.
- Karenin olay akışındaki yerini bir geçiş sözüyle (önce, ardından, sonunda) belirttim.
Cevap
Soru: aşağıdakilerden hangileri anonimdir (söyleyeni bilinmez)? Doğru bulduğun hücrelere dokun, sonra kontrol et.
Neden? (kontrol ettikten sonra aç)
Anonim olanlar: 1, 4, 5 ve 7. Söyleyenleri bilinmez; dilden dile yaşamışlardır.
Anonim olmayanlar: 2 ve 8 koşmadır, şair adını son dörtlükte söyler. 3, 6 ve 9'un yazarı bellidir; türkü ya da ninni biçiminde olmak anonim olmak demek değildir.
Ne öğrendim? (koşuk, koşma, türkü, ninni ya da masalla ilgili tek cümle):
Ne bilmek istiyorum? Hâlâ bulanık olan (hece ve durak mı, tamlamalar mı, masal ile efsane mi?):
Kendi örneğim (bildiğin bir türkü, ninni ya da masaldan bir kalıp söz ya da tekrar):
Hangi okuma yolu hangi soruda?
Soru hangi kelimeyi söylüyorsa o satıra bak; kanıtı sağdaki yerde ara.
| Okuma yolu | Soru kökü ne derse | Kanıt nerede aranır |
|---|---|---|
| Tür ayırma yolu | “hangi türe örnektir”, “anonim mi”, “söyleyeni” | Söyleniş amacı, gerçeklik iddiası, yapı; son dörtlükte ad var mı? Giriş tekerlemesi var mı? |
| Ahenk sayım yolu | “kaç hece”, “durak”, “kafiye düzeni” | Aslının dizeleri (aktarım değil). Hece = ünlü sayısı; durak kelimeyi bölmez. |
| Bağlamdan kelime anlamı yolu | “… kelimesinin anlamı”, “karşılığı” | Aynı dizenin aktarımı ve çevredeki kelimeler. |
| Ana duygu yolu | “ana duygu”, “konu”, “tema” | Tekrar eden söz, kavuştak, dönüm dizesi ve bütün. Son dize her zaman değil. |
| Söyleyici–şair yolu | “söyleyici”, “şiirdeki ben” | Şiirde “ben”in söyledikleri; şairin hayatı değil. |
| Tamlama ayırma yolu | “sıfat tamlaması”, “isim tamlaması” | İkinci kelimede iyelik eki, birinci kelimede ilgi eki var mı? |
| Masal yapısı yolu | “hangi bölüm”, “kalıp ifade”, “olağanüstü” | Döşeme, bitiş tekerlemesi, üçlü tekrar; gerçeklik iddiası. |
| Yazım–noktalama yolu | “konuşma çizgisi”, “tırnak”, “kısaltma eki” | Kuralın adı ve TDK Yazım Kılavuzu'ndaki karşılığı. |
| Anlatma planı yolu | “sıralama”, “geçiş”, “başlatma, bitirme” | Plan şeridi: açılış → şiirler ve geçişler → kapanış. |
Kar buz kamuğ erüşdi Tağlar suvı akışdı Kökşin bulıt örüşdi Kayguk bolup egrişürAslı: Dîvânu Lugâti't-Türk (11. yüzyıl).Üçüncü dize “Kökşin bulıt örüşdi” kaç hecedir ve durak nerededir?
A) 6 hece, 3 + 3
B) 7 hece, 4 + 3
C) 7 hece, 3 + 4
D) 8 hece, 4 + 4
E) 7 hece, durak yok
- Metin: koşuğun aslı; soru üçüncü dizeyi soruyor.
- Ne isteniyor? Hece sayısı ve durağın yeri.
Strateji: Ahenk sayım yolu. Aslının dizesini hecelere ayırıp ünlüleri sayıyorum, sonra durağı kelime sınırında arıyorum.
- Kanıt: Kök-şin bu-lıt / ö-rüş-di: ünlüler ö, i, u, ı, ö, ü, i → 7.Hece sayımı: her ünlü bir hecedir; ünsüzler sayılmaz.
- Kural: hece sayısı aslından sayılır; durak, ritmin kelime sınırına düşen nefes yeridir (1.1 Kafaya yaz).
- Durak: kökşin (2) + bulıt (2) = 4 hece bir kelime sınırında biter; kalan örüşdi 3 hece. Yani 4 + 3.Durak kuralı: durak kelimeyi bölmez, kelime sınırına düşer.
- Şıkları ele: A ve D sayım hatası; C'de 3. heceden sonra durak “bulıt” kelimesini böler; E yanlış: dizede durak var.
Makul mü? Sayım kontrolü: koşuğun öteki üç dizesi de 7 hece ve 4 + 3 duraklı. Bu dize de aynı düzende; koşuk biçimiyle tutarlı.
Kar buz kamuğ erüşdi Tağlar suvı akışdı Kökşin bulıt örüşdi Kayguk bolup egrişürAslı: Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti't-Türk (11. yüzyıl); söyleyeni bilinmeyen koşuk. Yazma: tek yazma nüsha, 1266'da istinsah (Millet Kütüphanesi); basılı: Kilisli Rifat Bilge (1874–1953) neşri, İstanbul, 1333–1335 hicrî. Latin harfli okuma Kolay Hoca'nın sade yazımıdır.
Karın, buzun hepsi eridi, Dağların suları akıştı, Gökte mavimsi bulutlar belirdi, Kayık gibi dönüp dolaşıyor.Kolay Hoca aktarımı (yaklaşık anlam; alan uzmanı kontrolüne açık). Aktarım anlamı verir; ölçüyü ve sesi aslı taşır.
A) kökten gelen, köklü
B) kara, koyu
C) yeşil, taze
D) mavimsi, gök renkli
E) büyük, geniş
- Metin: koşuğun aslı ve Kolay Hoca aktarımı.
- Ne isteniyor? “kökşin” kelimesinin anlamı.
Strateji: Bağlamdan kelime anlamı. Kelimeyi aslında bulup aynı dizenin aktarımında karşılığını arıyorum.
- Kanıt: aslındaki Kökşin bulıt örüşdi dizesinin aktarımı: Gökte mavimsi bulutlar belirdi.
- Kural: eski metinde bilinmeyen kelime, aynı dizenin aktarımıyla eşleştirilir; ses değişimi de ipucu verir (kök → gök).
- Şıkları ele: A “kök” kelimesinin bugünkü anlamına kapılıyor; B ve C'deki renkler metinde yok; E bir renk değil.
son adımı sen tamamla
- Sonuç: “kökşin” bulutun rengini veriyor: gök renkli, mavimsi.
Makul mü? Bağlam kontrolü: “bulıt” (bulut) kelimesinin yanında bir renk beklenir; gökteki bulut için “mavimsi” uygun. Kanıt aktarımda birebir var.
İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif, Elif diye. Deli gönül abdal olmuş, Gezer Elif, Elif diye.Karacaoğlan (17. yüzyıl; yaşadığı dönem kesin değil; çoğu kaynak 17. yüzyılı gösterir), "Elif" koşmasının 1., 3. ve 4. dörtlükleri. Halk arasında yaşayan metin; derlemelerde küçük farklarla geçer ("deyi / diye" gibi).Bu dörtlükte söyleyicinin ana duygusu hangisidir?
A) Sevgiliyi her yerde görecek kadar ona tutkun olma
B) Kış mevsiminin sertliğinden şikâyet
C) Memleketten uzakta olmanın özlemi
D) Ölen bir kahramana duyulan yas
E) Doğanın uyanışına duyulan sevinç
- Metin: Karacaoğlan'ın “Elif” koşmasının ilk dörtlüğü.
- Ne isteniyor? Söyleyicinin ana duygusu.
Strateji: Ana duygu yolu. Tekrar eden sözü bulup dörtlüğün bütünüyle karşılaştırıyorum.
- Kanıt: Deli gönül abdal olmuş, ve iki kez tekrar eden Elif, Elif diye: kar bile “Elif” diye savruluyor, gönül “Elif” diye geziyor.Tekrar: bir söz dörtlükte iki kez dönüyorsa duygunun merkezidir.
- Kural: ana duygu tek kelimeden değil, tekrar eden sözden ve bütünden çıkarılır (1.3 Kafaya yaz).
- Şıkları ele: B'de kar bir şikâyet değil, duygunun resmi; C gurbet sözü metinde yok; D sagunun konusu; E koşuğun konusu, bu dörtlüğün değil.Eleme: her şıkkı metindeki kanıtla sına; metinde olmayan duygu elenir.
Makul mü? Söyleyici–şair kontrolü: bu duygu şiirdeki söyleyicinindir; “Karacaoğlan bunları yaşadı” demek metinden çıkmaz. Kanıt iki dizede var, cevap tek dizeye dayanmıyor.
A) dağ başı
B) Elif'in eli
C) deli gönül
D) evlerinin önü
E) sarayın bahçe kapısı
- Metin: beş öbek: dağ başı, Elif'in eli, deli gönül, evlerinin önü, sarayın bahçe kapısı.
- Ne isteniyor? Sıfat tamlaması olanı.
Strateji: Tamlama ayırma yolu. Her öbekte önce ikinci kelimeye, sonra birinci kelimeye bakıp ekleri arıyorum.
- Kanıt: deli gönül: “gönül” ek almamış; “deli”, gönlün nasıl olduğunu söylüyor.
- Kural: sıfat tamlamasında sıfat ismi niteler ya da belirtir, ikinci kelime iyelik eki almaz (1.2 Kafaya yaz).
- Şıkları ele: A'da “başı” -ı eki almış: belirtisiz isim tamlaması. B ve D'de iki kelime de ek almış: belirtili isim tamlaması. E iç içe geçmiş: zincirleme isim tamlaması.
son adımı sen tamamla
- Sonuç: yalnız “deli gönül”de ikinci kelime ek almamış ve birinci kelime nitelik bildiriyor: sıfat tamlaması.
Makul mü? Kural kontrolü: “çok deli gönül” anlamlı; demek “deli” bir niteleme sıfatıdır. Öteki öbeklerin hepsinde iyelik eki var; tek doğru cevap kaldı.
Alp Er Tunga öldi mü Isız ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılurAslı: Alp Er Tunga sagusundan bir dörtlük, Dîvânu Lugâti't-Türk (11. yüzyıl); söyleyeni bilinmez. Latin harfli okuma Kolay Hoca'nın sade yazımıdır.
Alp Er Tunga öldü mü? Kötü dünya kaldı mı? Zaman öcünü aldı mı? Şimdi yürek yırtılıyor.Kolay Hoca aktarımı (yaklaşık anlam). Isız: kötü · ajun: dünya · ödlek: zaman, felek · öç: intikam.
A) koşuk (doğa şiiri)
B) sav (atasözü)
C) koşma
D) ninni
E) sagu (ağıt)
- Metin: Dîvânu Lugâti't-Türk'ten bir dörtlük, aslı ve aktarımı.
- Ne isteniyor? Dörtlüğün türü.
Strateji: Tür ayırma yolu. Önce şiirin ne için söylendiğine, sonra yapısına bakıyorum.
- Kanıt: Alp Er Tunga öldi mü ve Emdi yürek yırtılur: bir kahramanın ölümü soruluyor, yürek yırtılıyor.
buradan sonrasını sen çöz
- Kural: ölen biri için yas ve acıyla söylenen şiir sagudur, yani ağıttır (1.1).
- Şıkları ele: A'nın konusu doğadır; B tek cümlelik özlü sözdür; C'de son dörtlükte şairin adı geçer ve 17. yüzyıl gibi çok sonraki bir dönemden gelir; D bebeği uyutmak için söylenir.
- Sonuç: amaç yas tutmak, konu bir kahramanın ölümü: sagu.
Makul mü? Tür kontrolü: amaç (yas), konu (ölüm) ve duygu (acı) aynı yönü gösteriyor. Dönem kontrolü: Dîvânu Lugâti't-Türk'te yazıya geçmiş; koşma olamaz.
Üç soruyu sırayla sor: 1) Ne için söylenmiş (yas, uyutma, doğa, sevgi, öğüt)? 2) Yapısı ne (dörtlük, tek cümle, bent–kavuştak)? 3) Söyleyeni belli mi?
Ölüm ve yas sözleri (öldi mü, yürek yırtılur) görünce: sagu.
Hangisi ne zaman? Kısa yol yalnız ölüm şiirin konusuysa işler. Bir şiirde ölüm yalnızca anılıyorsa (bir koşmada “öldüm” diye abartma gibi) uzun yola dön.
I. “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş…”
II. “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…”
III. “Keloğlan karıncaları anmış.”
Bu cümleler masalın hangi bölümlerine aittir?
A) I bitiş, II döşeme, III olaylar
B) I döşeme, II bitiş, III olaylar
C) I olaylar, II döşeme, III bitiş
D) Üçü de döşemeye aittir
E) I bitiş, II olaylar, III döşeme
- Metin: masaldan üç cümle.
- Ne isteniyor? Her cümlenin ait olduğu bölüm.
Strateji: Masal yapısı yolu. Her cümlenin olay mı anlattığına, yoksa kalıp bir giriş ya da kapanış sözü mü olduğuna bakıyorum.
- Kanıt: Evvel zaman içinde dinleyeni masal dünyasına sokar; Onlar ermiş muradına anlatıyı kapatır; Keloğlan karıncaları anmış. bir olaydır.
buradan sonrasını sen çöz
- Kural: masalın bölümleri: döşeme (giriş tekerlemesi) → olaylar → bitiş (dilek tekerlemesi) (1.4 Kafaya yaz).
- Şıkları ele: B ve E giriş ile bitişi karıştırıyor; C bitiş tekerlemesini olay sayıyor; D olay cümlesini tekerleme sayıyor.
- Sonuç: I bitiş, II döşeme, III olaylar.
Makul mü? Kanıt kontrolü: kalıp sözler başka masallarda da aynen geçer, olay cümlesi yalnız bu masala özgü. Sıralama masalın akışıyla tutarlı.
A) Sayımlar yanlış; koşuk da 8 hecedir
B) Hem sayımlar hem sonuç doğru
C) Koşma 7 hecedir, bu yüzden sonuç yanlış
D) Sayımlar doğru; ama üç örnekten zamana bağlı bir yasa çıkarmak yanlış
E) Türkü hece ölçüsüyle söylenmez
- Metin: üç sayım (7, 8, 8) ve Ece'nin sonucu.
- Ne isteniyor? Sayımların ve sonucun değerlendirmesi.
Strateji: Mantıksız sonuç. Önce sayımları metinden doğruluyorum, sonra sonucun dayandığı varsayımı karşı örnekle sınıyorum.
- Kanıt: Kar buz kamuğ erüşdi 7, İncecikten bir kar yağar 8, Sabah olur, güneş doğar 8 hece. Sayımlar doğru.Önce veriyi sına: sayımlar metne uyuyor mu?
- Kural: genelleme kontrolü: tek tük örnekten türün ya da zamanın bütününe hüküm kurulmaz.
- Karşı kanıt: Karacaoğlan 8 heceli olduğu kadar 11 heceli şiir de söyledi (TDV İslâm Ansiklopedisi). Türkü ise bugün yazılmış bir Kolay Hoca metni ve 8 hecedir; artış sürmüyor.Sonra varsayımı sına: üç örnek bir yasa kurmaya yeter mi, karşı örnek var mı?
- Şıkları ele: A ve C sayım hatası; B mantıksız sonucu kabul ediyor; E yanlış: bu türkü 8 heceli ve 4 + 4 duraklı.
Makul mü? Büyüklük kontrolü: 20 heceli bir dize tek nefeste söylenemez ve hece ölçüsünde bu kadar uzun kalıp yoktur. Sonuç saçma; sorun sayımda değil, genellemede.
Karıncaların başı konuşmuş: "Bu iyiliği unutmayız. Darda kalırsan bizi an."Kolay Hoca'nın yeniden anlatımı.Bilgilendirici metinden bir bölüm:
Karıncalar koloni hâlinde yaşayan böceklerdir. Kolonide işler bölünmüştür: kraliçe yumurtlar, işçi karıncalar yiyecek toplar ve yuvayı korur. Karıncalar yuvaya giden yolu, bıraktıkları koku izleriyle birbirlerine gösterir.Kolay Hoca metni.İki metin için hangisi doğrudur?
A) İkisi de gerçeği olduğu gibi aktarır
B) İkisinde de karıncalar konuşur
C) Masal duyguya ve hayale, bilgi metni düşünceye seslenir
D) Bilgi metninde olağanüstü bir olay vardır
E) Masal karıncalar hakkında bilimsel bilgi verir
- Metin: aynı konuda (karınca) iki metin.
- Ne isteniyor? İki metnin doğru karşılaştırması.
Strateji: Tür ayırma yolu. Her metinden türünü gösteren bir kanıt cümlesi seçip amaçlarını karşılaştırıyorum.
- Kanıt: masalda karınca konuşuyor: Bu iyiliği unutmayız. Bilgi metninde gözlenebilir olgu var: Karıncalar koloni hâlinde yaşayan böceklerdir.Kanıt çifti: her metinden türünü gösteren bir cümle seçiyorum.
- Kural: edebî metin hayal gücüne ve duyguya, bilgilendirici metin düşünceye seslenir ve gerçeği aktarır (1.4 Kafaya yaz).
- Şıkları ele: A masal için yanlış; B bilgi metni için yanlış; D bilgi metninde olağanüstülük yok; E masal bilgi vermek için anlatılmaz.Amaç ölçütü: metin ne için yazılmış, okurda ne uyandırıyor?
Makul mü? Tür kontrolü: konuşan karınca gerçek hayatta yoktur, koloni ve koku izi ise gözlenebilir. Cevap iki kanıtla da tutarlı.
| Metin | Hece | Kafiye düzeni | Söyleyen |
|---|---|---|---|
| koşuk | 7 (4 + 3) | aaab | bilinmez |
| koşma | 8 | xaxa, bbba | Karacaoğlan |
| türkü (Kolay Hoca) | 8 (4 + 4) | aaa + kavuştak | Kolay Hoca |
I. Üç metnin ölçüsü de hecedir.
II. Tabloya göre söyleyeni bilinmeyen metin yalnız koşuktur.
III. Koşuk ile koşmanın kafiye düzeni aynıdır.
yargılarından hangileri doğrudur?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III
- Ne veriliyor? Üç metin için hece, kafiye düzeni ve söyleyen.
- Ne isteniyor? Üç yargının doğru olup olmadığı; şıklar öncül kümesi.
- Hangi okuma yolu? Tablo okuma + tür ayırma. Her yargıyı bir sütunla karşılaştır.
- Okuma tuzağı: II'deki “yalnız” kelimesi; türkünün de söyleyeni var mı, tabloya bak.
Strateji: her yargıyı tablonun ilgili sütunuyla sına; yargıdaki kısıtlayıcı kelimelere (yalnız, aynı) dikkat et.
- Kanıt I: “Hece” sütununda 7 (4 + 3), 8, 8 (4 + 4): üçü de hece ölçüsü. Doğru.
- Kanıt II: “Söyleyen” sütununda yalnız koşukta bilinmez yazıyor; türkünün yazarı Kolay Hoca. Doğru.
- Kanıt III: koşuk aaab, koşma xaxa, bbba. Aynı değil. Yanlış.
Makul mü? Anonim kontrolü: türkü biçiminde olmak anonim olmak demek değildir; tabloda türkünün yazarı yazılı. Cevap tablonun üç sütunuyla tutarlı.
Sabah olur, güneş doğar, Dağ başına çiğler yağar, Çoban kaval alır çalar. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var. Gurbet elde yolum uzar, Gönlüm sıla yolu arar, Kuşlar göçer, dağlar ağlar. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var. Bahar gelir, karlar erir, Dağdan sular çağlar gelir, Dönen yolu yolcu bilir. Çal kavalım, çal kavalım, Sesim olup sılaya var.Türkü biçiminde yazılmış Kolay Hoca metni. Gerçek bir halk türküsü değildir; türün yapısını göstermek için yazıldı. Eğik yazılı iki dize kavuştaktır.(a) Kavuştak kaç dizedir? (b) Türkü baştan sona söylenince kavuştak dizeleri toplam kaç kez duyulur? (c) Bu tekrar türküye ne katar?
- Ne veriliyor? Üç bent ve her bentten sonra eğik yazılı kavuştak.
- Ne isteniyor? (a) doğrudan okuma; (b) tek adım sayım; (c) tekrarın işlevi.
- Hangi okuma yolu? Türkünün yapısı (bent + kavuştak) ve ana duygu yolu.
- Okuma tuzağı: (b) “toplam” diyor: kavuştak her bentten sonra yeniden söylenir.
Strateji: önce kavuştağı bul ve say, sonra bent sayısıyla çarp, en son tekrarın ezgiye ve duyguya etkisini söyle.
- Kanıt (a), doğrudan okuma: eğik yazılı Çal kavalım, çal kavalım, ve “Sesim olup sılaya var.” → 2 dize.
- (b) Tek adım sayım: 3 bent var, kavuştak her bentten sonra gelir: 2 · 3 = 6 dize.
- (c) Çıkarım: tekrar ezgiyi yerine oturtur ve Sesim olup sılaya var dizesindeki özlemi her bentten sonra yeniden duyurur; dinleyen katılıp birlikte söyleyebilir.
Makul mü? Sayım kontrolü: türküde toplam 15 dize var; bunun 9'u bent, 6'sı kavuştak. 9 + 6 = 15; sayı tutuyor.