Türk Dili ve Edebiyatı 11
Ayarlar yalnızca bu cihazda saklanır. Hedef dakika değil soru sayısıdır: kitap açık kalan süreyi değil, çözdüğün soruyu sayar.
KOLAY HOCA
Kolay Hoca, zor dersleri çizgi roman gibi anlatır. Bu kitapta 11. sınıf Türk dili ve edebiyatının dört temasını Ece ile robot arkadaşı Volt anlatıyor: kısa sahneler, metni işaretleyip karşılaştırabileceğin küçük düzenekler ve yazma atölyeleri. Bir metni nasıl okuyacağını öğrenince hemen soruya geçiyorsun.
Kolay Hoca 11. sınıf dizisi.
Lise öğrencisi. Soru sormayı sever, ezberden nefret eder. Senin yerine "bu ne demek şimdi?" diye soran o.
Kolay Hoca'nın laboratuvar robotu. Bu sefer edebiyat atölyesinde: kitaplık, işaretleme kalemleri, hece sayacı ve ses masasıyla, bir dizeden bütün bir romana kadar metni parçalarına ayırarak anlatır.
Nasıl çalışılır? (3 dakika, bir kez oku)
- Telefonu başka odaya koy ya da kitabı telefondan okuyorsan "Rahatsız Etme"yi aç. Telefon masada dururken, kapalı bile olsa, çalışma belleği düşüyor; bu ölçülmüş bir şey, laf değil.
- Her bölümde önce tahmin et. Tahminin tutmazsa üzülme: en çok, tutmayan tahminden sonra okunan açıklama akılda kalıyor.
- Okumak öğrenmek değildir. "Kendine sor" kutularının cevabını açmadan önce kendin söyle. Testte boş bırakmak serbest; kopya çekmek değil.
- Testin ilk 8 sorusu sırayla, kalanı karışık. Sınav da karışık sorar; karışık çözen öğrenci bir ay sonra çok daha fazla hatırlıyor. Testi iki türlü çözebilirsin: Sınav modu (hepsini çöz, sonunda puanını gör) ya da Alıştırma modu (her soruda hemen geri bildirim; yanlış yaparsan ipucu kendiliğinden açılır).
- Metni işaretleyerek oku. Ekranda göz gezdirmek yetmez; ana düşünceyi, dönüm noktasını ve seni şaşırtan kelimeyi işaretleyip kenarına bir cümle yazdığında akılda kalır. Yazma görevlerini deftere ya da kitabın yazı alanına yaz. Her ünitenin "Yazdırılabilir özet" sayfasını çıktı alıp yanında tutabilirsin.
- Yanlışların bir deftere düşer. 3 gün sonra kitap sana hatırlatır; o gün yanlışlarına dönüp testi bir daha çözersen konu kalıcı olur. Gece 23'ten sonra yeni konu açma; uykusuz beyin gündüz öğrendiğini kaydedemez.
- 25 dakika çalış, 5 dakika ara. Bir oturumda bir bölüm yeter. Her gün az, her gün.
Her ünitede 5 adım var, sırayla git
- 1 · ÇİZGİ ROMANSahneleri oku, çizimler hareket ederken izle. "Kafaya yaz" kutusu o sahnenin tek cümlelik özeti.
- 2 · 8 SORUHangi okuma yolu hangi soruda işe yarar, önce onu gör. Sonra 8 soruyu adım adım çözülmüş olarak incele.
- 3 · TEST30 soru. Cevapla, en altta "Testi bitir"e bas, puanını gör.
- 4 · ÇÖZÜMLER30 sorunun hepsi ayrı sayfada, anlatımıyla. Yanlış yaptıklarına mutlaka bak.
- 5 · KARIŞIK TEKRARÜnite başında çözdüğün 5 soruluk ön testin yeni hâli ve önceki ünitelerle karışık alıştırma. Ne kadar ilerlediğini burada görürsün.
Veli için bir sayfa · çocuğunuza nasıl destek olursunuz (2 dakika)
Bu kitap çocuğunuzun kendi başına çalışabilmesi için yazıldı. Araştırmalar, ailenin ilgisinin başarıyı artırdığını, baskısının ise azalttığını tutarlı biçimde gösteriyor. Yapabileceğiniz en etkili şeyler çoğunlukla küçük şeyler.
Ne yapmayın
- Puanı sormayın, kıyaslamayın. "Kaç yaptın?", "Kuzenin kaç yapmış?" soruları kaygıyı artırır; kaygılı öğrenci daha az çalışır.
- Yanlışı ayıplamayın. Bu kitapta yanlış bir veri; hangi adımda ayrıldığını gösterir. "Bunu nasıl bilmezsin" cümlesi öğrenmeyi keser.
- Süre saymayın. "Üç saat çalıştın mı?" yerine ne çözdüğü önemli. Kitap da dakika değil soru sayar.
Ne yapın
- Sessiz bir saat ayarlayın. Telefonun çalışılan odada olmaması, açık olmasa bile, dikkati ölçülebilir biçimde artırır.
- Uykuyu koruyun. Gece 23'ten sonra yeni konu verimsizdir; uyku, gündüz öğrenileni kalıcı yapan süreçtir.
- Haftada bir 10 dakika "süreç" sohbeti. "Bu hafta neyi anladın, nerede takıldın?" diye sorun ve dinleyin. Çözüm önermek zorunda değilsiniz.
- Takıldığı konuyu öğretmenine sordurun. "Öğretmenden yardım alabiliyorum" diyen öğrenciler uluslararası ölçmelerde belirgin biçimde daha başarılı.
Kitaptaki edebî metinler iki kaynaktan gelir: yazarı 1955 ve öncesinde ölmüş, kamu malı olmuş eserler (künyesiyle ve baskısıyla) ya da Kolay Hoca'nın bu kitap için yazdığı özgün metinler ("Kolay Hoca metni" etiketiyle). Eski metinlerin günümüz Türkçesiyle aktarımları Kolay Hoca'nındır ve öyle etiketlenir. Yaşayan ya da 1956 ve sonrasında ölmüş yazarların eserlerinden alıntı yapılmaz; bu eserler yalnızca adıyla ve kendi cümlelerimizle yazılmış kısa tanıtımıyla anılır. Ece ve Volt kurgusal karakterlerdir; gerçek kişilere söz yazılmaz. Yazım ve noktalama Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu'na göredir. Konular MEB'in 2026 Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı'nın 11. sınıf temalarına göre sıralandı; programın dört teması bu kitapta dört üniteye karşılık gelir. Okulda okuduğun metin farklıysa her ünitedeki "Kendi metnine uygula" kartıyla aynı okuma yolunu o metne uygulayabilirsin.
Bir Diyeceğim Var!
İletişimde ne söylediğin kadar nasıl, kime ve hangi yolla söylediğin de anlamı belirler.
Karagöz neden "hitap"ı "kitap" diye anlar? Bir arkadaşa yazılan mektup ile bir okula yazılan dilekçe neden aynı dille yazılmaz? Konu satırı boş bir e-posta nasıl bir takımı şaşırtır? Bu temada Karagöz'ü, mektubu, dilekçeyi ve e-postayı Ece ve Volt'la okuyacak; iletişim engellerini ve fiilimsileri öğreneceksin.
Karagöz: yanlış anlamanın dili
Bu bölümde: Karagöz'ün nasıl oynandığını ve geleneksel Türk tiyatrosundaki yerini öğreneceksin. Hacivat ile Karagöz'ün dilini karşılaştırıp yanlış anlamanın nereden doğduğunu bulacaksın.
- gölge oyunu — perdeye düşen gölgelerle oynanan oyun · bu değildir: kukla gösterisi değildir; figür görünmez
- tasvir — deriden kesilmiş renkli oyun figürü · bu değildir: resim ya da fotoğraf değildir
- hayalî — figürleri oynatıp seslendiren sanatçı · bu değildir: hayal kuran kişi anlamında değildir
- söz oyunu — kelimenin sesiyle ya da anlamıyla şaka · bu değildir: kaba şaka ya da alay değildir
Karagöz oyununda seyirciyi en çok ne güldürür?
Metin. Önce metne bir göz gezdir: kaç kişi konuşuyor, hangi bölümler var? Sonra kişilere ses vererek oku; Hacivat'ı yavaş ve kibar, Karagöz'ü hızlı ve kalın bir sesle okuyabilirsin.
Mektup Meselesi (Karagöz oyunu; Kolay Hoca'nın özgün muhaveresi)
MUKADDİME. Perdede önce göstermelik durur, sonra kalkar. Hacivat perdeye gelir ve giriş sözlerini söyler:
Perdede gölgeler gelir, bir bir geçer;
Her gölge bir söz söyler, kulak veren seçer.
Gülen güler, düşünen bir ders alır;
Söz yerinde söylenince değer bulur.
HACİVAT: Karagöz'üm gelse de iki çift lafın belini kırsak.
MUHAVERE.
KARAGÖZ: Geldim Hacivat. Kalemim elimde, kâğıdım önümde, kafam bomboş.
HACİVAT: Hayırdır Karagöz'üm, bir mektup tahrir etmeye mi niyetlendin?
KARAGÖZ: Tahıl mı? Bizim evde bir avuç bulgur bile yok.
HACİVAT: Tahıl değil, tahrir. Yani yazmak. Mektup yazmaya niyetlendin mi?
KARAGÖZ: Öyle desene. Amcama yazacağım ama nereden başlanır, bilmiyorum.
HACİVAT: Önce hitabı yazarsın.
KARAGÖZ: Kitabı mı? Ben mektup diyorum, sen kitap diyorsun.
HACİVAT: Hitap, Karagöz'üm. Mektubun kime yazıldığını gösteren seslenme sözü: "Sevgili amcacığım," gibi.
KARAGÖZ: Ha, şöyle anlatsana. Yazdım.
HACİVAT: Sonra ahvâlini anlatırsın.
KARAGÖZ: Ahırımı mı? Amcam bizim ahırı benden iyi bilir.
HACİVAT: Ahvâl, yani hâlin, durumun. Nasılsın, neler yaptın, onu yaz.
KARAGÖZ: Hâlim belli: cebim boş, gönlüm dolu. Konuşurken aklıma gelen her şeyi yazdım.
HACİVAT: Mektubu bitirince imzanı atarsın.
KARAGÖZ: Atı nereden bulayım Hacivat? Benim bir eşeğim bile yok.
HACİVAT: İmza atmak, adını mektubun altına koymak demektir. Sonra kâğıdı katlayıp zarfa koyarsın.
KARAGÖZ: Zar mı atacağız şimdi? Ben tavla bilmem.
HACİVAT: Zarf, zarf. Mektubun giydiği kâğıttan ceket.
KARAGÖZ: Hacivat, senin kelimelerin bayram elbisesi giymiş, benimkiler iş tulumu.
HACİVAT: Her elbisenin yeri ayrı, Karagöz'üm. Amcana gündelik sözle, resmî bir kapıya özenli sözle gidilir.
KARAGÖZ: O zaman bu okunacak mektubu hem amcam anlar hem ben. İçinde güldüren söz de var, ciddi söz de.
FASIL (kısaltıldı; Kolay Hoca özeti). Karagöz mektubu gönderir. Birkaç gün sonra amcasının cevabı gelir; amca da Hacivat gibi süslü kelimelerle yazmıştır. Karagöz mektubu okuyamayınca Hacivat'tan yardım ister; bu kez yanlış anlamalar ters yönden başlar.
BİTİŞ.
KARAGÖZ: Mektubu yazdık, zarfa koyduk; gerisi postacının işi. Dilimiz sürçtüyse bağışlayın, efendim.Kolay Hoca metni: geleneksel yapıya (mukaddime, muhavere, fasıl, bitiş) uygun özgün Karagöz muhaveresi. Giriş sözleri perde gazelinin yerine yazılmış bir dörtlüktür. Kişiler: Hacivat ve Karagöz.
Geleneksel Karagöz oyunlarında Hacivat ve Karagöz'ün yanında mahallenin başka kişileri de perdeye çıkar. Bu kitaptaki muhaverede yalnız ikisi konuşur.
Karagöz, Hacivat'ın "hitap" kelimesini "kitap" diye anlıyor. Bu yanlış anlamanın kaynağı hangisi?
"İmza atmak" deyimini Karagöz neden yanlış anlıyor?
Bence Karagöz küçük çocuklar için bir kukla gösterisi. Liseli birine söyleyeceği bir şey yok.
Ama bu yanlış.
Karagöz her yaştan seyirci için oynanmıştır. Osmanlı'da Ramazan ve cuma gecelerinde, yetişkin seyircilerin önünde de sahnelenirdi. Mizahı dil bilgisi ister: seyirci eski kelimeyi, deyimi ve ses benzerliğini fark ettikçe güler. Bu yüzden program onu dil farkındalığı temasına koyar.
Bence Hacivat kötü, Karagöz iyi karakter. Hacivat süslü konuşuyor, demek ki kibirli ve kötü niyetli.
Ama bu yanlış.
süslü konuşmak kötülük kanıtı değildir. Metinde Hacivat her yanlış anlamayı sabırla açıklıyor ve mektubu yazdırmaya yardım ediyor. İkisinin farkı eğitim, kişilik ve dil farkıdır. Oyun bu farkla güldürür, ama iki arkadaşı hiç ayırmaz.
Geleneksel Türk tiyatrosu: üç önemli tür vardır. Karagöz bir gölge oyunudur. Orta oyunu seyircinin ortasında, açık alanda oynanır. Meddah tek kişinin taklitlerle hikâye anlattığı gösteridir.
Karagöz nasıl oynanır? Deriden kesilmiş renkli figürler (tasvir) perdenin arkasından çubukla tutulur. Arkadan mum ya da kandil ışığı verilir. Hayalî denen sanatçı bütün figürleri oynatır ve seslendirir.
İki dil: Hacivat eğitimli ve kibardır; eski, seyrek kelimelerle süslü konuşur. Karagöz halk dilini kullanır; açık sözlüdür. Bazen gerçekten yanlış anlar, bazen anlamazdan gelir.
Mizah nereden doğar? Söz oyunundan ve yanlış anlamadan: ses benzerliği (tahrir → tahıl), deyimi kelime kelime okuma (imza atmak → at).
Bu değildir: Karagöz yalnız çocuk eğlencesi değildir. Hacivat ile Karagöz'ün farkı iyi–kötü farkı değil, dil ve kişilik farkıdır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Önce tahmin: hangi kelimeler yanlış anlaşılmaya daha açık, gündelik kelimeler mi, eski ve seyrek kelimeler mi? Kendine söyle, sonra dene.
Hacivat'ın bir cümlesini seç. Sonra Hacivat'a bir söyleyiş seç: kendi kelimesi mi, gündelik karşılığı mı? Karagöz'ün ne anladığına bak.
Derine in (isteğe bağlı)
Bir rivayet. Karagöz'ün doğuşu hakkında anlatılan bir rivayete göre Orhan Gazi zamanında Bursa'da bir cami yapılırken Hacivat duvarcı, Karagöz demirciydi; ikisinin şakalaşması işi aksatınca başlarına kötü bir şey geldi, sonra Şeyh Küşterî adında biri onların tasvirlerini yapıp oynattı. Bu bir halk anlatısıdır, tarihî belge değildir (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Karagöz").
Verilen temsil metin: muhavereden beş satır. Ötekini üret: iki kişinin dilini bir T diyagramına dök (kelime seçimi, cümle, tutum, amaç).
Metin parçası (Kolay Hoca metni, Mektup Meselesi):
HACİVAT: Hayırdır Karagöz'üm, bir mektup tahrir etmeye mi niyetlendin?
KARAGÖZ: Tahıl mı? Bizim evde bir avuç bulgur bile yok.
HACİVAT: Tahıl değil, tahrir. Yani yazmak. Mektup yazmaya niyetlendin mi?
HACİVAT: Sonra ahvâlini anlatırsın.
KARAGÖZ: Ahırımı mı? Amcam bizim ahırı benden iyi bilir.Kolay Hoca metni: Mektup Meselesi'nden seçilmiş satırlar.
Cevabı göster
T diyagramı:
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: metindeki "tahrir, ahvâl" ↔ diyagramın "kelime" satırının sol hücresi; Karagöz'ün "Tahıl mı?", "Ahırımı mı?" soruları ↔ "tutum" satırının sağ hücresi.
Diyagram neye yarar? Metinde dağınık duran ipuçlarını yan yana koyar. Böylece farkın iyi–kötü farkı değil, dil ve kişilik farkı olduğu görülür.
Ece, Mektup Meselesi'nden Hacivat hakkında bir sonuca varıyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Hacivat "tahrir, ahvâl, hitap" gibi eski ve seyrek kelimeler kullanıyor.
- Karagöz bu kelimeleri "tahıl, ahır, kitap" diye anlıyor.
- Hacivat bu kelimeleri Karagöz'ü küçük düşürmek için seçiyor.
- Bu yüzden Hacivat oyunun kötü karakteridir.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
Bu bölümün okuma yolunu okulda okuduğun metne uygulayabilirsin. Cevapları defterine yaz; her cevabın yanına metindeki kanıt satırını ekle.
- Okumaya başlamadan önce başlığa ve kişi adlarına bak: metin nasıl bir oyun olabilir?
- İki kişinin konuşmasından birer kelime seç: hangisi eski ve seyrek, hangisi gündelik?
- Yanlış anlama nerede doğuyor: ses benzerliği mi, deyimi kelime kelime okumak mı, anlamazdan gelmek mi?
- Kişilerin farklı dil kullanmasının nedeni ne olabilir? Metindeki kanıt satırını göster.
- Farklılıklarına rağmen kişileri bir arada tutan ne? Bunu gösteren bir satır bul.
Cevap
Karagöz'ün yapısı ve fiilimsiler
Bu bölümde: Karagöz oyununun bölümlerini ve çatışmasını çözümleyeceksin. Fiilimsileri metinde bulup türünü ve cümledeki görevini söyleyeceksin.
- mukaddime — oyunun giriş bölümü · bu değildir: oyunun asıl olayı değildir
- muhavere — Hacivat ile Karagöz'ün söyleşmesi · bu değildir: asıl oyun (fasıl) değildir
- çatışma — karşı isteklerin ya da bakışların karşılaşması · bu değildir: yalnızca kavga ya da dövüş değildir
- fiilimsi — fiilden türeyen isim, sıfat, zarf · bu değildir: yargı bildiren çekimli fiil değildir
"Mektubu bitirince imzanı atarsın." cümlesinde yargı bildiren kaç fiil var?
"Mektubu bitirince imzanı atarsın." cümlesinde "bitirince" hangi türdür?
Mektubun notunda "Tek başına bitirme, paylaş." yazıyor. Buradaki "bitirme" bir isim-fiil midir?
Bence "konuşurken", "bitirince" de birer fiil; cümlede kaç fiil varsa o kadar yargı vardır.
Ama bu yanlış.
fiilimsi fiil kökünden türer ama zaman ve kişi eki almaz, yargı bildirmez. "Mektubu bitirince imzanı atarsın" cümlesinde tek yargı var: atarsın. "Bitirince" yalnızca zamanı söyler.
Bence sonu -an ya da -en ile biten her kelime sıfat-fiildir: güldüren, kâğıttan, orman.
Ama bu yanlış.
sıfat-fiil yalnız fiil kökünden türer. Güldür- fiildir, güldüren sıfat-fiildir. Kâğıt isimdir; sondaki -tan hâl ekidir. "Orman" ise bugün eklerine ayrılmayan bir isimdir; sondaki -an ek değildir.
Karagöz oyununun bölümleri: mukaddime → muhavere → fasıl → bitiş
Dramatik örgü: kişiler, yer, zaman ve çatışma. Çatışma, karşı isteklerin ya da bakışların karşılaşmasıdır. Karagöz'de çatışmanın kaynağı çoğu kez iki kişinin dilidir.
| Tür | Ek (bazıları) | Cümlede görevi | Metinde |
|---|---|---|---|
| isim-fiil | -ma, -ış, -mak | isim | yazmak, yazmaya |
| sıfat-fiil | -an, -acak, -dık, -mış | sıfat | okunacak mektup, güldüren söz |
| zarf-fiil | -ıp, -arak, -ınca, -ken | zarf | bitirince, katlayıp |
Fiilimsi: fiil kökünden türer ama zaman ve kişi eki almaz, yargı bildirmez. Kontrol: önce kök fiil mi, sonra ek hangisi, en son cümlede hangi soruya cevap veriyor?
Bu değildir: kök isimse sondaki -an, -dan hâl ekidir (kâğıttan). "Bitirme, paylaş" gibi emirde -me olumsuzluk ekidir. Dondurma gibi kalıcı isimler de fiilimsi sayılmaz.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: "Mektubu bitirince imzanı atarsın." Burada "bitirince" zarf-fiildir: atma işinin zamanını bildirir.
Varyant 1: Kök aynı kaldı, yalnızca ek değişti: "Mektubu bitiren kişi imzasını atar." Kelimenin türü değişir mi?
Varyant 2: Kök aynı kaldı, yalnızca ek değişti: "Mektubu bitirmek zaman alır." Kelimenin türü değişir mi?
Varyant 3: Kök aynı kaldı, yalnızca zaman ve kişi eki geldi: "Karagöz mektubu bitirdi." Kelime hâlâ fiilimsi midir?
Karşı-örnek: "Dondurma" fiilden türemiş gibi görünür (dondur- + -ma) ama bugün bir yiyeceğin adıdır. Kalıcı isim olmuş kelimeler fiilimsi sayılmaz; "-ma eki varsa isim-fiildir" kuralı burada işlemez.
Önce tahmin: aşağıdaki çerçeveli kelimelerin kaçı fiilimsidir? Bir sayı söyle, sonra dene.
Önce bir etiket seç, sonra o etiketi vermek istediğin kelimelere dokun. Bitince "Kontrol et"e bas.
HACİVAT: Tahıl değil, tahrir. Yani yazmak. Mektup niyetlendin mi?
KARAGÖZ: Öyle desene. Amcama yazacağım ama nereden başlanır, .
HACİVAT: Hitap, Karagöz'üm. Mektubun kime yazıldığını seslenme sözü: "Sevgili amcacığım," gibi.
HACİVAT: Sonra ahvâlini .
KARAGÖZ: Hâlim belli: cebim boş, gönlüm dolu. aklıma gelen her şeyi .
HACİVAT: Mektubu imzanı atarsın.
HACİVAT: İmza atmak, adını mektubun altına koymak demektir. Sonra kâğıdı koyarsın.
KARAGÖZ: Zar mı atacağız şimdi? Ben tavla .
HACİVAT: Zarf, zarf. Mektubun giydiği ceket.
KARAGÖZ: O zaman bu mektubu hem amcam anlar hem ben. İçinde söz de var, ciddi söz de.
Fiilimsi, başka bir işe geçip yeni bir önlük giyen biri gibidir: kökü yine fiildir ama cümlede isim, sıfat ya da zarf olarak çalışır.
Önlük değiştiren kişi yine her işi yapabilir. Fiilimsi ise zaman ve kişi eki almaz; cümlenin yargısını tek başına kuramaz.
Fiilimsi, fiilden türeyip isim, sıfat ya da zarf gibi çalışan kelimedir.
Verilen temsil metin ve eksik tablo: Mektup Meselesi ve dramatik örgü tablosu. Ötekini üret: soru işaretli hücreleri doldur, sonra çatışmanın kaynaklarını bir balık kılçığı şemasına yerleştir.
| Unsur | Mektup Meselesi'nde |
|---|---|
| kişiler | Hacivat, Karagöz |
| yer | metinde adı verilmez |
| zaman | belirsiz; bir mektup yazılırken |
| çatışma | ? |
| çatışmanın kaynağı | ? |
| nasıl yumuşuyor? | ? |
Cevabı göster
| Unsur | Mektup Meselesi'nde |
|---|---|
| kişiler | Hacivat, Karagöz |
| yer | metinde adı verilmez |
| zaman | belirsiz; bir mektup yazılırken |
| çatışma | mektubun nasıl yazılacağı konusunda iki dilin karşılaşması |
| çatışmanın kaynağı | eski kelimeler, eğitim farkı, deyimi kelime kelime okuma, anlamazdan gelme |
| nasıl yumuşuyor? | Hacivat gündelik karşılığı söyleyince; "Her elbisenin yeri ayrı" sözüyle |
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: tablonun "çatışmanın kaynağı" hücresi ↔ şemanın dört kılçığı; "çatışma" hücresi ↔ balığın başı.
Ece şu cümledeki fiilimsileri sayıyor: "Mektubu bitirince zarftan çıkarıp yeniden okuyan Karagöz güldü." Hangi adımda yanlış yaptı?
- Yargı bildiren çekimli fiil "güldü"; bu bir fiilimsi değil.
- "bitirince": bitir- + -ince, zarf-fiil.
- "zarftan": sonunda -an sesi var; sıfat-fiil.
- "çıkarıp": çıkar- + -ıp, zarf-fiil.
- "okuyan": oku- + -y- + -an, sıfat-fiil; "Karagöz"ü niteliyor.
- Sonuç: cümlede dört fiilimsi var.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
Bu bölümün okuma yolunu okulda okuduğun metne uygulayabilirsin. Cevapları defterine yaz; her cevabın yanına metindeki kanıt satırını ekle.
- Metin bölümlere ayrılıyor mu? Her bölümün başladığı satırı işaretle.
- Kişiler, yer ve zaman nasıl verilmiş? Metinde açıkça yazanla senin tahminini ayır.
- Çatışma nedir, tarafları kimdir, kaynağı nedir? Bir balık kılçığı çiz.
- Kişilerin dilinden üç fiilimsi bul; kökünü, ekini ve cümledeki görevini yaz.
- Metnin dili anlamına ne katıyor? Bir cümleyle yaz ve kanıt satırını göster.
Cevap
Mektup ve dilekçe: kime, ne için, nasıl?
Bu bölümde: Bir mektubu ve bir dilekçeyi amaç, alıcı, bölümler ve dil yönünden okuyacaksın. İki türü birbirinden ayırmayı öğreneceksin.
- hitap — alıcıya seslenen başlangıç sözü · bu değildir: mektubun konusu değildir
- özel mektup — yakınlara yazılan samimi mektup · bu değildir: bir kuruma yazılan resmî yazı değildir
- dilekçe — kuruma istek bildiren resmî yazı · bu değildir: duygusal bir rica mektubu değildir
- gerekçe — isteğin dayandığı neden ve olgu · bu değildir: süslü rica sözü değildir
Bir dilekçe isteğini en çok neyle güçlendirir?
Okuma metni: özel mektup. Önce yalnız ilk iki satırı ve son iki satırı oku: kim, kime, nereden yazıyor? Sonra bütün mektubu oku.
Kars, 3 Ekim 2026Sevgili Elif,
Bu mektubu okuduğun saatte muhtemelen pencerenin önünde oturuyorsundur. Ben de şu an pencerenin önündeyim; karşımda Kars Kalesi var.
Buraya taşınalı bir ay oldu. İzmir'de sabahları martı sesiyle uyanırdım. Burada sabahlar öyle sessiz ki kendi ayak sesimi duyuyorum. İlk günler bu sessizliği yadırgadım; şimdi seviyorum.
Sana mesaj yerine neden mektup yazdığımı merak edeceğini biliyorum. Mesaj hızlı gidiyor ama çabuk unutuluyor. Mektubu yazarken her cümleyi iki kez düşündüm. Sen de okurken sesimi duyarsın diye umuyorum.
Kış tatilinde gelirsen seni kalenin tepesine çıkaracağım. Oradan bütün şehir bir harita gibi görünüyor.
Seninkilere selamımı söyle. Cevabını bekliyorum.
Seni çok özleyen arkadaşınDenizNot: Pakette sana küçük bir kalıp kaşar var. Tek başına bitirme, paylaş.Kolay Hoca metni: özel mektup (kurgusal kişiler: Deniz ve Elif). Yer adları gerçektir; kişiler ve olaylar kurgusaldır.
Ara metin: dilekçe. Aynı dönemde başka bir öğrenci, Kerem, okuluna bir dilekçe yazıyor.
MAVİ KALEM ANADOLU LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜNE12.10.2026Okulunuzun 482 numaralı öğrencisiyim. Okuma kulübü olarak cuma günleri son dersten sonra okul kütüphanesinde toplanıyoruz. Kütüphane saat 16.00'da kapandığı için toplantılarımız yarım kalıyor. Kulüp danışman öğretmenimiz toplantılarda bizimle birlikte olmayı kabul etmiştir.
Kütüphanenin cuma günleri saat 17.00'ye kadar açık tutulması hususunda gereğini bilgilerinize arz ederim.Kerem Aydın
(imza)Adres: Papatya Sokağı No: 5, Örnekköy
Ek: Kulüp üyelerinin imza listesi (1 sayfa)Kolay Hoca metni: dilekçe (ara metin). Okul, kişi ve adres kurgusaldır; bu adlarla gerçek bir kurum kastedilmez.
Deniz mektubunda "Mesaj hızlı gidiyor ama çabuk unutuluyor." diyor ve bunu mektupla kıyaslıyor. Bu, hangi düşünceyi geliştirme yoludur?
Kerem'in dilekçesindeki hangi cümle bir gerekçe bildirir?
Bence dilekçe ne kadar duygulu yazılırsa o kadar etkili olur. Müdürün kalbine dokunmak gerekir.
Ama bu yanlış.
dilekçe resmî bir yazıdır ve gerekçeyle ikna eder. Okuyan, olguya ve açık isteğe bakar: ne isteniyor, neden, hangi belgeyle? Duygu cümleleri isteği belirsizleştirir. Kerem'in dilekçesi bu yüzden kısa ve nesneldir.
Bence bütün mektuplar aynı samimi dille yazılır; mektup demek zaten içten yazı demek.
Ama bu yanlış.
dili alıcı ve amaç belirler. Özel mektup samimidir, resmî ve iş mektubu ölçülüdür. Aynı kişi arkadaşına "Sevgili Elif," diye, bir kuruma "Sayın" diye başlayan mektup yazar.
Öğretici metni okuma sırası: amaç → alıcı → bölümler → dil ve üslup → değerlendirme
Mektubun bölümleri: yer ve tarih, hitap, giriş, gelişme, sonuç, kapanış sözü, imza; gerekirse not.
Mektup türleri: özel (yakınlara, samimi), resmî (kurumlara), iş (iş için, açık ve kısa), edebî (sanatçıların, okura da açık). Örnek: Cenap Şahabettin'in Avrupa Mektupları (1919), Avrupa yolculuklarının izlenimlerini, önce gazetede yayımlanan mektuplarla okura anlatır.
Dilekçenin bölümleri: kurum adı, tarih, kendini tanıtma, gerekçe, istek, ad ve imza, adres, ek.
Dil: mektupta samimiyet ve kişisel ton; dilekçede resmî, kısa, nesnel dil ve kalıp sözler ("gereğini bilgilerinize arz ederim").
Bu değildir: dilekçe duygusal bir rica mektubu değildir. Hitap her zaman "sevgili" diye başlamaz; alıcıya göre değişir.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: Deniz'in mektubu bir arkadaşa yazılmış özel mektuptur: "Sevgili Elif," diye başlar, samimi bir dille özlemini anlatır.
Varyant 1: Haber aynı, yalnızca alıcı değişti: Deniz yeni okulunu eski okul müdürüne anlatıyor. Dil daha resmî mi olur, daha samimi mi, aynı mı kalır?
Varyant 2: Alıcı aynı, yalnızca kanal değişti: Deniz aynı şeyleri Elif'e e-postayla yazıyor. Samimiyet azalır mı, artar mı, aynı mı kalır?
Varyant 3: Alıcı bir kurum, yalnızca amaç değişti: Deniz okuldan bir belge istiyor. Metnin türü aynı mı kalır?
Karşı-örnek: Açık mektup: gazetede ya da kitapta herkese yayımlanır. Hitapta bir kişinin adı olsa da asıl okur bütün kamuoyudur. "Hitaba bak, alıcıyı bul" kuralı burada tek başına yetmez.
Önce tahmin: "konu satırı" hangi kanalda gerekir, "adres" hangi kanalda? Kendine söyle, sonra dene.
Aynı istek: kütüphane cuma günleri 17.00'ye kadar açık kalsın. Bir kanal seç; sayfada hangi bölümlerin bulunduğuna bak. Soluk kutular o kanalda yoktur.
Dil seçimi, Karagöz'ün dediği gibi kıyafet seçimine benzer: arkadaşa gündelik, resmî bir kapıya özenli dil.
Kıyafet ilk bakışta görünür; dilin uygun olup olmadığı ancak okununca anlaşılır. Resmî yazının ayrıca kuralları vardır: bölümler, kalıp sözler, belge.
Alıcı ve amaç değişince dil de, metnin bölümleri de değişir.
Verilen temsil metin: Deniz'in mektubu. Ötekini üret: mektubun bölümlerini bir sayfa şemasına yerleştir (numaralı şemadaki 1–8 yerlerine bölüm adlarını yaz).
Cevabı göster
Etiketli metin:
Kars, 3 Ekim 2026 [yer ve tarih]Sevgili Elif, [hitap]
Bu mektubu okuduğun saatte muhtemelen pencerenin önünde oturuyorsundur. Ben de şu an pencerenin önündeyim; karşımda Kars Kalesi var. [giriş]
Buraya taşınalı bir ay oldu. İzmir'de sabahları martı sesiyle uyanırdım. Burada sabahlar öyle sessiz ki kendi ayak sesimi duyuyorum. İlk günler bu sessizliği yadırgadım; şimdi seviyorum. [gelişme]
Sana mesaj yerine neden mektup yazdığımı merak edeceğini biliyorum. Mesaj hızlı gidiyor ama çabuk unutuluyor. Mektubu yazarken her cümleyi iki kez düşündüm. Sen de okurken sesimi duyarsın diye umuyorum. [gelişme]
Kış tatilinde gelirsen seni kalenin tepesine çıkaracağım. Oradan bütün şehir bir harita gibi görünüyor. [sonuç]
Seninkilere selamımı söyle. Cevabını bekliyorum. [sonuç]
Seni çok özleyen arkadaşın [kapanış sözü]Deniz [imza]Not: Pakette sana küçük bir kalıp kaşar var. Tek başına bitirme, paylaş. [not (ek söz)]Kolay Hoca metni; köşeli parantezli etiketler Kolay Hoca'nın.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: metnin sağa yaslı ilk satırı ↔ şemadaki 1 (yer ve tarih); "Seni çok özleyen arkadaşın" ↔ 6 (kapanış sözü); "Not:" ile başlayan son satır ↔ 8.
Kurgusal metin: "Sayın Müdürüm, bu kulüp benim hayatım. Kütüphane erken kapanınca çok üzülüyorum. Lütfen kalbimizi kırmayın." Ece bu metni değerlendiriyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Metin bir kuruma istek iletiyor; amaç resmî bir istek.
- Resmî istekler dilekçeyle yazılır; dilekçede kurum adı, gerekçe, istek, ad ve imza bulunur.
- Metin duygulu sözlerle yazılmış; dilekçe duyguyla ikna ettiği için bu güçlü bir dilekçedir.
- Sonuç: metin olduğu gibi gönderilebilir.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
Bu bölümün okuma yolunu okulda okuduğun metne uygulayabilirsin. Cevapları defterine yaz; her cevabın yanına metindeki kanıt satırını ekle.
- Metin kime yazılmış? Hitaptan ve kapanıştan alıcıyı tahmin et.
- Yazılış amacı ne: haber vermek, istemek, teşekkür etmek, bilgi vermek?
- Bölümleri işaretle: yer-tarih, hitap, giriş, gelişme, sonuç, kapanış, imza (dilekçede kurum adı, gerekçe, istek, adres, ek).
- Dil samimi mi, resmî mi? İki kanıt kelime göster.
- Metin amacına ulaşıyor mu? Kendi ölçütünü yaz ve bir cümleyle değerlendir.
Cevap
İletişim üzerine bir metin dinlemek
Bu bölümde: Çok modlu bir metni gözlem formuyla dinleyip not alacaksın. İletişim araçlarının değişimini ve e-postanın güçlü yanlarını gerekçeleriyle söyleyeceksin.
- çok modlu metin — söz, görüntü ve sesi birleştiren metin · bu değildir: yalnız yazıdan oluşan metin değildir
- gözlem formu — dinlerken doldurulan kısa not çizelgesi · bu değildir: sonradan yazılan özet değildir
- konu satırı — e-postanın konusunu bildiren satır · bu değildir: iletinin kendisi değildir
- nesnel ifade — doğrulanabilen, yargı taşımayan söz · bu değildir: kişisel beğeni sözü değildir
Metnin başlığı "Mektuptan E-postaya". Sence bu metin neyi anlatacak?
Dinlemeden önce: gözlem formu. Dinlerken şu soruların cevabını not al.
- Metin hangi iletişim araçlarından söz ediyor? Sırası nasıl?
- Her aracın bir güçlü, bir zayıf yönü ne?
- Örnek olayda ne yanlış anlaşıldı, neden?
- Metinde gerçek bilgi hangisi, kurgusal örnek hangisi?
- Metnin sonunda iyi iletişim için hangi üç şey söyleniyor?
Dinleme modu. Metin başta kapalıdır. "Dinlemeye başla" deyince satırlar sırayla açılır ve yanındaki kare değişir; istersen biri sana sesli okusun. Dinlerken gözlem formuna kısa not al. Takılırsan "Sonraki satır" ile kendi hızında ilerleyebilirsin.
KARE 1 · Mektup. SUNUCU: İnsanlar yüzyıllar boyunca uzaktaki biriyle mektupla konuştu. Bir mektubun yola çıkması, yerine varması ve cevabının gelmesi haftalar sürebilirdi.
KARE 2 · Telgraf ve telefon. SUNUCU: 1840'larda telgraf, kısa haberleri teller üzerinden dakikalar içinde taşımaya başladı. Kelime başına ücret ödendiği için telgraf dili kısa ve kesikti.
KARE 2 · Telgraf ve telefon. SUNUCU: 1870'lerde telefon geldi. Artık karşımızdakinin sesini, sesinin tonunu da duyabiliyorduk.
KARE 3 · E-posta. SUNUCU: 1970'lerde ilk e-postalar bilgisayarlar arasında gönderildi. Bugün bir e-posta aynı anda pek çok kişiye gidebiliyor, yanına dosya eklenebiliyor ve yazılı kayıt olarak saklanıyor.
KARE 4 · Bir örnek olay (kurgusal). SUNUCU: Selin, takım arkadaşlarına konu satırı boş bir e-posta gönderdi. İletide yalnızca "Yarın gelme." yazıyordu.
KARE 4 · Bir örnek olay (kurgusal). SUNUCU: Arkadaşlarının çoğu antrenmanın iptal edildiğini sandı. Oysa Selin "Yarın erken gelme, antrenman bir saat geç başlayacak." demek istemişti.
KARE 4 · Bir örnek olay (kurgusal). SUNUCU: Yüz yüze konuşsalardı bu karışıklık belki çıkmazdı; arkadaşları soru sorar, Selin'in sesinin tonunu duyardı. Yazıda bu imkân yok. Bu yüzden e-postada açık bir konu satırı, net ifade ve saygılı bir hitap önemlidir.
KAPANIŞ. SUNUCU: Peki gelecekte nasıl haberleşeceğiz? Araç ne olursa olsun, iyi iletişim güven, saygı ve açıklık ister.
Kolay Hoca metni: "Mektuptan E-postaya" (kurgusal sesli sunum). Sunucu ve Selin kurgusaldır; yıllar KAYNAK'taki başvuru eserlerinden.
Selin'in e-postasındaki aksaklığın temel kaynağı hangisi?
Dinlediğin metindeki bilgilerden hangisi kurgusal bir örnektir?
Bence yazılı iletişimde ton olmaz. Yazı her zaman tarafsızdır; yanlış anlaşılma yalnız konuşmada olur.
Ama bu yanlış.
yazının da tonu vardır: kelime seçimi, noktalama ve eksik bırakılan söz tonu taşır. Selin'in "Yarın gelme." iletisi kesin ve soğuk okundu, üstelik yanlış anlaşıldı. Yazıda ses ve yüz olmadığı için açıklık daha da önemlidir.
Bence en hızlı araç en iyi iletişimi sağlar. E-posta çıktı, mektup ve telefonun önemi kalmadı.
Ama bu yanlış.
hız, anlaşılmayı sağlamaya yetmez. Telefon sesin tonunu taşır; mektup düşünülerek yazılır. Hangi aracın uygun olduğu amaca ve alıcıya bağlıdır.
Dinleme sırası: amaç ve tahmin → gözlem formu → not alma → kontrol → değerlendirme
İletişim araçlarının değişimi: mektup (yüzyıllar boyunca), telgraf (1840'lar), telefon (1870'ler), e-posta (1970'ler). Telgrafla birlikte haber hızlandı; tonu ve yüz ifadesini ise her araç taşımaz.
E-postanın güçlü yanı: hızlıdır, aynı anda çok kişiye gider, ek dosya taşır, kayıt olarak saklanır. Sınırı: ses tonu ve beden dili yoktur; eksik ileti yanlış anlaşılır.
Etkili iletişim: saygı (hitap, teşekkür), güven (doğru ve eksiksiz bilgi), yapıcılık (çözüm öneren cümle).
Gerçek mi, kurgu mu? Yıllar başvuru kaynağıyla doğrulanır; Selin'in e-postası kurgusal bir örnektir. Öznel ifade kişisel yargıdır ("en güzel araç"); nesnel ifade doğrulanabilir ("1870'lerde telefon geldi").
Bu değildir: yazılı iletişim tonsuz değildir. Hızlı araç, iyi iletişim demek değildir.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Verilen temsil dinleme metni: "Mektuptan E-postaya". Ötekini üret: dört aracı bir zaman şeridine yerleştir ve her birinin yanına bir güçlü yön yaz.
Cevabı göster
| Araç | Dönem | Metne göre güçlü yönü |
|---|---|---|
| mektup | yüzyıllar boyunca | uzaktakiyle konuşmayı sağladı |
| telgraf | 1840'lar | haberi dakikalar içinde taşıdı |
| telefon | 1870'ler | ses ve ton taşıdı |
| e-posta | 1970'ler | çok alıcı, ek dosya, yazılı kayıt |
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: metindeki "1840'larda telgraf" cümlesi ↔ şeridin ikinci noktası; "dakikalar içinde" ↔ tablonun ikinci satırı.
Ece dinleme metninden not çıkarıp bir sonuca varıyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Telgraf 1840'larda haberleri dakikalar içinde taşımaya başladı.
- Telefon, sesin tonunu da taşıdı.
- E-posta aynı anda çok kişiye gidebilir, ek dosya taşır, kayıt olarak saklanır.
- Selin'in konu satırı boş, eksik iletisi yanlış anlaşıldı.
- Demek ki e-posta, yanlış anlaşılmaya yol açan kötü bir araçtır.
Kendi metnine uygula (okulda okuduğun metin için)
Bu bölümün okuma yolunu okulda okuduğun metne uygulayabilirsin. Cevapları defterine yaz; her cevabın yanına metindeki kanıt satırını ekle.
- Dinlemeden önce başlığa bak: metin ne anlatabilir? Tahminini yaz.
- Dinlerken gözlem formu hazırla: araçlar, olaylar, yeni kelimeler.
- Metinde gerçek bilgi ile kurgusal örneği ayır; bilgilerin kaynağı belli mi?
- Metin iletişimi etkili kılan hangi unsurlardan söz ediyor? Bir kavram haritası çiz.
- Metnin dilini beğendin mi? Gerekçeni ve bir düzeltme önerini yaz.
Cevap
Konuşma atölyesi: iletişim engelleri
Bu bölümde: İletişim engellerini kaynaklarına göre sınıflayıp bir canlandırma planlayacaksın. Konuşmanı bağdaşıklık ögeleriyle bir arada tutmayı öğreneceksin.
- iletişim engeli — iletinin doğru ulaşmasını bozan durum · bu değildir: yalnızca gürültü değildir
- vurgu — bir kelimeyi daha güçlü söyleme · bu değildir: sesi yükseltip bağırmak değildir
- tonlama — cümlede sesin inişi ve çıkışı · bu değildir: kelimenin sözlük anlamı değildir
- bağdaşıklık — cümleleri birbirine bağlayan dil bağları · bu değildir: cümleleri alt alta dizmek değildir
Sessiz bir odada iki kişi konuşuyor. Yine de yanlış anlaşılma olabilir mi?
Arkadaşın "Peki, tamam." diyor ama sesi kızgın ve kısık. Bu hangi engele örnektir?
"Kerem bir dilekçe yazdı. O, dilekçeyi müdürlüğe verdi." İkinci cümledeki "O" hangi bağdaşıklık ögesidir?
Bence iletişim engeli yalnız gürültüdür. Ortam sessizse söylediğim her şey doğru anlaşılır.
Ama bu yanlış.
gürültü, beş engel kaynağından yalnızca biridir. "Bizim yer" gibi belirsiz bir kelime, yanlış vurgu, kızgın bir ses ya da telefona bakmak sessiz ortamda da iletişimi bozar.
Bence söylediğim kelimeler doğruysa sesimin ve duruşumun bir önemi yok.
Ama bu yanlış.
dinleyici söz ile ses ve beden dilini birlikte okur. İkisi çelişirse çoğu zaman sese ve duruşa inanır. "Peki, tamam" kızgın bir sesle söylenirse uzlaşma değil kırgınlık anlaşılır.
İletişim engellerinin beş kaynağı: ortam (gürültü, uzaklık), dil kullanımı (belirsiz ya da bilinmeyen kelime), vurgu, tonlama ve beden dili.
Ortam: gürültü, uzaklık, bozuk bağlantı. Çözüm: sessiz yere geç, yaklaş, sözü tekrar ettir.
Dil kullanımı: belirsiz ya da bilinmeyen kelime, eksik bilgi. Çözüm: açık ve bilinen kelime seç, eksik bilgiyi tamamla.
Vurgu: vurgu yanlış kelimeye düşer, anlam kayar. Çözüm: önemli kelimeyi vurgula, gerekirse sırayı değiştir.
Tonlama: soru, kızgınlık ya da alay gibi duyulan ses. Çözüm: sesini amaca uygun ayarla, istersen söyleyişini açıkla.
Beden dili: göz teması yok, kollar kavuşmuş, sırt dönük. Çözüm: yüzünü dön, göz teması kur, açık duruş.
Canlandırma planı: amaç → izleyici ve süre → kişiler → sahneler → çözüm cümleleri → öz değerlendirme
Bağdaşıklık ögeleri: eksiltili yapı (Ali çay, Ayşe ayran içti), bağlama (bu yüzden, ama, çünkü), gönderim (Kerem geldi. O ...), değiştirim (Deniz'in kırmızı bir kalemi var; ben de aynısını aldım), sözcük bağdaşıklığı (mektup, zarf, pul, postane).
Bu değildir: iletişim engeli yalnız gürültü değildir. Doğru kelime yanlış tonla söylenirse de engel olur.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: Sessiz bir durakta Mert "Yarın saat üçte kütüphanede buluşalım mı?" diye soruyor; Aylin soruyu doğru anlıyor.
Varyant 1: Her şey aynı, yalnızca ortam değişti: tam o anda bir otobüs geçiyor. Anlaşılma artar mı, azalır mı, aynı mı kalır?
Varyant 2: Her şey aynı, yalnızca bir kelime değişti: "kütüphanede" yerine "bizim yerde" diyor. Anlaşılma artar mı, azalır mı, aynı mı kalır?
Varyant 3: Her şey aynı, yalnızca vurgu değişti: "YARIN saat üçte..." diyor. Sorunun anlamı değişir mi?
Karşı-örnek: Kalabalık bir tribünde bile "Gol" sözünü herkes anlar: kısa, beklenen ve bağlamı açık sözler gürültüye dayanıklıdır. "Gürültü varsa iletişim her zaman kopar" kuralı her durumda işlemez.
Önce tahmin: beş engelden hangisi en kolay fark edilir, hangisi en zor? Kendine söyle, sonra dene.
Mert (kurgusal) Aylin'e (kurgusal) bir soru soruyor. Engelleri aç ya da kapat; Aylin'in ne anladığına bak.
Verilen temsil diyalog: kurgusal bir durak konuşması. Ötekini üret: diyalogdaki engelleri bir neden–sonuç–çözüm tablosuna dök.
MERT: (otobüs geçerken) Yarın saat üçte kütüphanede buluşalım mı?
AYLİN: Kütüphane kapalı mı?
MERT: (telefonuna bakarak) Yok, bizim yerde diyorum.
AYLİN: Beni dinlemiyorsun galiba. Bizim yer neresi?Kolay Hoca metni: canlandırma için kurgusal diyalog (Mert ve Aylin kurgusaldır).
Cevabı göster
| Satır | Engel | Neden | Sonuç | Çözüm |
|---|---|---|---|---|
| 1 | ortam | otobüs gürültüsü | "saat üçte" duyulmuyor; Aylin kütüphane kapalı sanıyor | otobüs geçince tekrar sormak |
| 3 | beden dili | Mert telefona bakıyor | Aylin dinlenmediğini düşünüyor | yüzünü dönüp göz teması kurmak |
| 3 | dil kullanımı | "bizim yer" belirsiz | Aylin yeri bilemiyor | yeri adıyla söylemek |
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: diyalogdaki parantez içi sahne notları ↔ tablonun "neden" sütunu; Aylin'in soruları ↔ "sonuç" sütunu.
Ece bir canlandırmadaki engelleri sınıflıyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Otobüs geçerken söz duyulmadı: ortam engeli.
- "Bizim yer" sözü iki kişi için farklı yerleri gösterebilir: dil kullanımı engeli.
- Aylin "Peki, tamam." dedi ama sesi kızgındı: ortam engeli.
- Mert konuşurken telefonuna bakıyordu: beden dili engeli.
- Sonuç: iki ortam, bir dil kullanımı, bir beden dili engeli var.
Kendi kendini puanla · canlandırma planı. İletişim engellerini gösteren iki üç dakikalık bir canlandırmanın planını bir kâğıda yaz: amaç, izleyici, kişiler, sahneler ve her sahnenin çözüm cümlesi. Kişiler kurgusal olsun; gerçek arkadaşlarının adını kullanma.
Tam puan plan şuna benzer
Amaç: sınıf arkadaşlarıma beş engelden üçünü göstermek. İzleyici: sınıf; süre üç dakika. Kişiler: Mert ve Aylin (kurgusal). 1. sahne: durakta otobüs geçerken soru duyulmuyor (ortam); çözüm: "Otobüs geçti, yeniden soruyorum." 2. sahne: "bizim yer" deniyor (dil kullanımı); çözüm: "Okulun kütüphanesini kastediyorum." 3. sahne: kızgın bir sesle "Tamam." deniyor (tonlama); çözüm: "Sesim sert çıktı, aslında kabul ediyorum." Sonda iki cümlelik özet: engeli fark et, adını koy, açıkça düzelt.
- Her sahnede yalnız bir engel gösterdim ve adını programdaki gibi koydum.
- Her engel için neden, sonuç ve çözümü yazdım.
- Sahneleri bağlama ve gönderim ögeleriyle birbirine bağladım ("sonra", "bu yüzden", "o").
Performans görevi okulda öğretmeninin puanlama anahtarıyla değerlendirilir; bu kitap onu puanlamaz.
Cevap
Yazma atölyesi: e-posta
Bu bölümde: Amacına ve alıcısına uygun bir e-posta planlayıp yazacaksın. Fiilimsilerle cümle birleştirmeyi, hitap, tarih ve saat yazımını uygulayacaksın.
- alıcı adresi — iletinin gideceği e-posta adresi · bu değildir: iletinin konusu değildir
- ek — iletiyle gönderilen dosya · bu değildir: iletinin sonundaki not değildir
- kapanış sözü — iletiyi bitiren saygı, selam sözü · bu değildir: iletinin sonuç cümlesi değildir
- taslak — gönderilmeden önceki ilk yazım · bu değildir: gönderilmiş ileti değildir
Alıcı bir e-postayı açmadan önce hangi bölümü görür?
Model metin. Kerem, dilekçesinden sonra kütüphane sorumlusuna bir de e-posta yazıyor. Önce yalnız "Kime", "Konu" ve "Ek" satırlarını oku: bu ileti ne hakkında?
Kime: kutuphane@ornek.test
Konu: Okuma kulübü toplantısı için kütüphane saati
Ek: kulup-imza-listesi.pdf
Sayın Aksoy Hanım,
Ben okuma kulübünden Kerem Aydın. Kulübümüz cuma günleri son dersten sonra kütüphanede toplanıyor.
Kütüphane saat 16.00'da kapandığı için toplantılarımız yarım kalıyor. Okul müdürlüğüne 12 Ekim 2026 tarihinde bir dilekçe verdik. Dilekçemiz kabul edilirse kütüphanenin cuma günleri saat 17.00'ye kadar açık kalmasını rica ediyoruz. Kulüp üyelerinin imza listesini ekte gönderiyorum.
Yardımınız için şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Kerem Aydın
Okuma KulübüKolay Hoca metni: model e-posta. Kişiler, kurum ve e-posta adresleri kurgusaldır (ornek.test gerçek bir alan adı değildir).
Hangisi "Toplantı bitti. Kitapları rafa kaldırdık. Kütüphaneden çıktık." cümlelerini fiilimsilerle doğru birleştirir?
Kerem e-postasında dilekçenin verildiği günü yazacak. Hangisi yazım kurallarına uygun?
Bence e-posta da mektup gibi yazılır: yer ve tarihle başlar, sonuna not eklenir.
Ama bu yanlış.
e-postanın kendi bölümleri vardır. Tarihi program yazar; yer ve tarih satırı gerekmez. Mektupta olmayan konu satırı, alıcı adresi ve ek satırı e-postada önemlidir.
Bence e-postada hitap ve konu satırı gereksizdir; asıl önemli olan iletidir.
Ama bu yanlış.
konu satırı iletinin açılıp açılmayacağını, hitap da iletinin nasıl okunacağını belirler. Selin'in konu satırı boş, hitapsız iletisi yanlış anlaşıldı. İkisi de iletinin parçasıdır.
E-postanın bölümleri: alıcı adresi, konu satırı, (varsa) ek, hitap, giriş, gelişme, sonuç, kapanış ve ad.
Yazma sırası: amaç → alıcı → plan → taslak → kontrol → gönder
Dil: alıcıya göre seçilir. Kuruma yazarken saygılı ve kısa, arkadaşa yazarken samimi. İsteği gerekçesiyle ve nesnel bilgiyle yaz; öznel sözleri azalt.
Fiilimsiyle birleştir: "Toplantı bitti. Kitapları kaldırdık." → "Toplantı bitince kitapları kaldırdık."
| Böyle yaz | Böyle yazma | Kural |
|---|---|---|
| Sayın Aksoy Hanım, | Sayın Aksoy hanım. | hitaptan sonra virgül; addan sonra Hanım büyük |
| 12 Ekim 2026 | 12 ekim 2026 | belirli tarihte ay adı büyük harfle |
| saat 16.00'da | saat 16.00da | saat ile dakika arasında nokta; eke kesme |
| Dr. Ayşe Kaya | Dr Ayşe Kaya | kısaltmanın sonunda nokta |
| Ben de katılacağım. | Bende katılacağım. | bağlaç olan de ayrı yazılır |
Bu değildir: e-posta, yer ve tarih satırıyla başlayan bir mektup değildir. Konu satırı ve hitap süs değil, iletinin kapısıdır.
Kapat ve kendi kelimelerinle yaz: bu kutuyu görmeden kuralı ve bir örneğini bir kâğıda yaz, sonra karşılaştır.
Çapa: Kerem'in e-postası kütüphane sorumlusuna yazılmış: "Sayın Aksoy Hanım," diye başlıyor, konu satırı ve eki var, "Saygılarımla" diye bitiyor.
Varyant 1: İleti aynı, yalnızca alıcı değişti: kulüpten arkadaşı Selin. Resmîlik artar mı, azalır mı, aynı mı kalır?
Varyant 2: Her şey aynı, yalnızca ek eklenmeyi unuttu. İletinin inandırıcılığı artar mı, azalır mı, aynı mı kalır?
Varyant 3: Her şey aynı, yalnızca konu satırı boş bırakıldı. İletinin fark edilmesi artar mı, azalır mı, aynı mı kalır?
Karşı-örnek: Uzun bir yazışmanın içinde bir arkadaşa gönderilen tek kelimelik "Geliyorum." cevabı, yeni bir konu satırı ve hitap olmadan da anlaşılır. "Her e-posta bütün bölümleriyle yazılır" kuralı, süren bir yazışmanın cevabında gevşeyebilir.
Önce tahmin: bir e-postada en sık unutulan iki bölüm hangileridir? Kendine söyle, sonra dene.
Kurgusal bir kişi adına yaz: gerçek adını, okulunu, adresini yazma. Yazdıkların kaydedilmez, yalnız bu ekranda kalır. Örnek adresler @ornek.test ile biter.
Derine in (isteğe bağlı)
Bilgi alanı. Pek çok e-posta programında "Kime" satırının altında bir "Bilgi" satırı bulunur. Buraya yazılan kişiler iletiyi bilgi için alır; asıl muhatap "Kime" satırındadır. Bu kitabın testinde sorulmaz.
Verilen temsil metin: Kerem'in e-postası. Ötekini üret: iletiyi bir e-posta formuna yerleştir (soru işaretli yerlere bölüm adlarını yaz).
Cevabı göster
Etiketli e-posta:
Kime: kutuphane@ornek.test [alıcı adresi]
Konu: Okuma kulübü toplantısı için kütüphane saati [konu satırı]
Ek: kulup-imza-listesi.pdf [ek]
Sayın Aksoy Hanım, [hitap]
Ben okuma kulübünden Kerem Aydın. Kulübümüz cuma günleri son dersten sonra kütüphanede toplanıyor. [giriş]
Kütüphane saat 16.00'da kapandığı için toplantılarımız yarım kalıyor. Okul müdürlüğüne 12 Ekim 2026 tarihinde bir dilekçe verdik. Dilekçemiz kabul edilirse kütüphanenin cuma günleri saat 17.00'ye kadar açık kalmasını rica ediyoruz. Kulüp üyelerinin imza listesini ekte gönderiyorum. [gelişme]
Yardımınız için şimdiden teşekkür ederim. [sonuç]
Saygılarımla [kapanış]
Kerem Aydın
Okuma Kulübü [ad]Kolay Hoca metni; köşeli parantezli etiketler Kolay Hoca'nın.
İki temsilde aynı şeyi gösteren yer: "Konu:" satırı ↔ formun ikinci satırı; "Sayın Aksoy Hanım," ↔ sarı hitap kutusu; "Saygılarımla" ↔ en alttaki kapanış.
Ece, e-postasını göndermeden önce kontrol ediyor. Hangi adımda yanlış yaptı?
- Konu satırı: "Kulüp toplantısı için kütüphane saati"; ileti bir bakışta anlaşılıyor.
- Hitap: "Sayın Aksoy Hanım," yazdım; hitaptan sonra virgül koydum.
- "Dilekçeyi 12 ekim 2026 tarihinde verdik." cümlesi yazım kurallarına uygun.
- "Kütüphane saat 16.00'da kapanıyor." saat nokta ile yazıldı, eke kesme kondu.
- Kapanış: "Saygılarımla" ve altında adım var.
Kendi kendini puanla · e-posta yaz. Okul kütüphanesinden ödünç aldığın bir kitabı iki gün geç getireceğini bildiren ve süre uzatma isteyen bir e-posta yaz. Alıcı kurgusal kütüphane sorumlusu Aksoy Hanım (kutuphane@ornek.test). Gerçek adını, okulunu, adresini yazma; kurgusal bir öğrenci adına yaz.
Tam puan e-posta şuna benzer
Konu: Ödünç kitap için süre uzatma isteği
Sayın Aksoy Hanım,
Ben okuma kulübünden Deniz Yılmaz (kurgusal). 5 Ekim 2026 tarihinde ödünç aldığım kitabı bu cuma getirmem gerekiyor. Kitabın son bölümünü okul ödevim için okuyorum; ödev pazartesi bitiyor. Kitabı iki gün geç, pazartesi saat 12.30'da getirmek istiyorum. Uygun görürseniz süreyi uzatmanızı rica ederim.
Saygılarımla
Deniz Yılmaz
- Konu satırı iletiyi özetliyor; hitap alıcıya uygun ve virgülle bitiyor.
- İsteğimi gerekçesiyle ve nesnel bilgiyle (tarih, saat) yazdım; öznel sözleri azalttım.
- Yazım ve noktalamayı kontrol ettim: belirli tarih, saat, kesme işareti, bağlaç olan de.
Performans görevi okulda öğretmeninin puanlama anahtarıyla değerlendirilir; bu kitap onu puanlamaz.
Cevap
Soru: aşağıdaki cümlelerin hangilerinde altı çizili kelime bir fiilimsidir? Doğru bulduğun hücrelere dokun, sonra kontrol et.
Neden? (kontrol ettikten sonra aç)
Fiilimsiler: 1 gel-ince (zarf-fiil), 3 okun-acak (sıfat-fiil, "kitap"ı niteler), 5 gül-erek (zarf-fiil), 8 konuş-ma-yı (isim-fiil).
Fiilimsi olmayanlar: 2 ve 9 zaman ve kişi eki almış çekimli fiil; 4 isme gelmiş hâl eki (zarf-tan); 6 kökü isim; 7 kalıcı isim olmuş kelime.
3 · Bu temada öğrendiğim üç şey (Karagöz, mektup ve dilekçe, e-posta, iletişim engelleri, fiilimsiler):
2 · İlgimi çeken ve daha çok öğrenmek istediğim iki şey:
1 · Öğrenmekte zorlandığım bir şey:
Hangi okuma yolu, hangi soruda?
Soru hangi kelimeyi söylüyorsa o satıra bak; kanıtı sağdaki yerde ara.
| Okuma yolu | Soru kökü ne derse | Kanıt nerede aranır? |
|---|---|---|
| Bağlamdan kelime anlamı | "bu kelime ne anlamda?", "ne sanıyor?" | kelimenin geçtiği satır ve onu açıklayan sonraki satır |
| Kişi–dil yolu | "kişilik özelliği", "nasıl biri?", "dili" | kişinin kendi sözleri: kelime seçimi, cümle, tutum |
| İleti / ana düşünce | "metnin iletisi", "ana düşünce", "çıkarılabilecek yargı" | tekrar eden fikir, çatışmanın çözüldüğü söz; son cümle her zaman değil |
| Tür ayırma | "hangi tür?", "mektup mu, dilekçe mi, e-posta mı?" | amaç + alıcı + bölümler + dil |
| Fiilimsi | "fiilimsi hangisi?", "türü", "görevi" | kök fiil mi → ek hangisi → cümlede hangi soruya cevap? zaman ve kişi eki var mı? |
| Engel sınıflama | "hangi engel?", "çözüm ne?" | parantez içi sahne notu; ses, vurgu ve duruş tarifi |
| Bağdaşıklık | "cümleleri ne bağlıyor?" | tekrar eden, söylenmeyen ya da yerine başka söz konan kelime; bağlaç |
| Yazım–noktalama | "yazım yanlışı", "noktalama" | kuralın adı + TDK Yazım Kılavuzu maddesi |
| Ses–yazar | "mektuptaki ben kim?" | imza ve künye: metindeki "ben" kurgusal bir kişi olabilir |
HACİVAT: Sonra ahvâlini anlatırsın.(a) Karagöz "ahvâl" kelimesini ne sanıyor? (b) Bu yanlış anlama neden doğuyor? (c) Hacivat yanlış anlamayı nasıl gideriyor?
KARAGÖZ: Ahırımı mı? Amcam bizim ahırı benden iyi bilir.
HACİVAT: Ahvâl, yani hâlin, durumun. Nasılsın, neler yaptın, onu yaz.Kolay Hoca metni.
- Metin: Hacivat "ahvâlini anlatırsın" diyor; Karagöz bir soruyla cevap veriyor; Hacivat kelimeyi açıklıyor.
- Ne isteniyor? (a) Karagöz'ün anladığı; (b) yanlış anlamanın kaynağı; (c) Hacivat'ın çözümü.
Bağlamdan kelime anlamı. Kelimenin geçtiği satırı ve onu açıklayan sonraki satırı yan yana okuyorum.
- Kanıt: Karagöz: Ahırımı mı? · Hacivat: Ahvâl, yani hâlin, durumun.Kanıt önce: cevap metindeki iki satıra dayanıyor, tahmine değil.
- Kural: bilinmeyen bir kelime, sesçe benzeyen bildik bir kelimeyle karıştırılabilir; bu, Karagöz'deki söz oyunlarının bir kaynağıdır (1.1 Kafaya yaz).
- (a) Karagöz "ahvâl"i "ahır" sanıyor. (b) "Ahvâl" eski ve seyrek bir kelime; sesi "ahır"a benziyor. (c) Hacivat gündelik karşılığını söylüyor: "hâlin, durumun".Söz oyunu: ses benzerliği mizah üretir; açıklama yanlış anlamayı giderir.
Kanıt kontrolü: iki satır da metinde birebir var. Cevap 1.1'deki öteki yanlış anlamalarla (tahrir → tahıl, hitap → kitap) aynı düzende; ikinci bir okuma gerektirmiyor.
KARAGÖZ: Hacivat, senin kelimelerin bayram elbisesi giymiş, benimkiler iş tulumu.(a) Karagöz iki dili neye benzetiyor? (b) Hacivat'ın cevabından muhaverenin iletisini çıkar.
HACİVAT: Her elbisenin yeri ayrı, Karagöz'üm. Amcana gündelik sözle, resmî bir kapıya özenli sözle gidilir.Kolay Hoca metni.
- Metin: Karagöz iki dili elbiseye benzetiyor; Hacivat her elbisenin yerinin ayrı olduğunu söylüyor.
- Ne isteniyor? (a) benzetmenin iki tarafı; (b) muhaverenin okura ulaştırdığı yargı.
İleti yolu. Çatışmanın (iki dil) çözüldüğü satırı buluyorum ve onu bir yargı cümlesine çeviriyorum.
- Kanıt: senin kelimelerin bayram elbisesi giymiş, benimkiler iş tulumu · Amcana gündelik sözle, resmî bir kapıya özenli sözle gidilir.
- Kural: ileti bir cümledir, tek kelime değildir; çatışmanın çözüldüğü söze bakılır (okuma yolları tablosu).
- (a) Hacivat'ın süslü dili bayram elbisesine, Karagöz'ün gündelik dili iş tulumuna benzetiliyor.
son adımı sen tamamla
- (b) İleti: dil, konuşulan kişiye ve ortama göre seçilir; iki dilin de kendi yeri vardır.
Düzey kontrolü: cevap tek kelime değil, bir yargı. Kanıt kontrolü: Hacivat'ın cümlesi bu yargıyı doğrudan söylüyor; bütün metin de bu farktan güldürüyor.
KARAGÖZ: O zaman bu okunacak mektubu hem amcam anlar hem ben. İçinde güldüren söz de var, ciddi söz de.Kolay Hoca metni.(a) Bu sözlerdeki fiilimsileri bul. (b) Her birinin türünü ve cümledeki görevini yaz. (c) "anlar" kelimesi neden fiilimsi değildir?
- Metin: Karagöz'ün son sözü; iki cümle.
- Ne isteniyor? (a) fiilimsiler; (b) tür ve görev; (c) "anlar"ın farkı.
Fiilimsi yolu. Önce kök fiil mi diye bakıyorum, sonra eki buluyorum, en son kelimenin cümlede hangi soruya cevap verdiğini soruyorum.
- Kanıt: okunacak mektubu · güldüren sözKök fiil mi? Önce kökü ayır: okun-, güldür- fiildir.
- Kural: fiilimsi fiil kökünden türer, zaman ve kişi eki almaz, yargı bildirmez; isim, sıfat ya da zarf görevi görür (1.2 Kafaya yaz).
- (a) ve (b) "okunacak": okun- + -acak, sıfat-fiil; "mektup"u niteler. "güldüren": güldür- + -en, sıfat-fiil; "söz"ü niteler.Görev: kelime hangi soruya cevap veriyor? "Nasıl bir mektup?" → okunacak.
- (c) "anlar" (anla-r) zaman eki almış, cümlenin yargısını bildiriyor: çekimli fiildir.
Fiilimsi kontrolü: iki kelime de bir ismin önünde ve onu niteliyor; ikisi de yargı bildirmiyor. Çekimli fiil ile fiilimsi karışmadı.
Her kelimede üç soru: kök fiil mi? Eki ne? Cümlede yargı bildiriyor mu, yoksa bir isme ya da fiile mi bağlanıyor?
Ek listesine bak: -ma, -ış, -mak isim-fiil; -an, -acak, -dık, -mış sıfat-fiil; -ıp, -arak, -ınca, -ken zarf-fiil.
Hangisi ne zaman? Kısa yol yalnız ek tek görevliyse işler. -acak, -mış, -ar, -maz hem çekim hem fiilimsi eki olabilir; -ma olumsuzluk eki de olabilir ("bitirme, paylaş"). Böyle durumda uzun yola dön.
- Metin: Deniz'in Kars'tan Elif'e yazdığı özel mektup.
- Ne isteniyor? (a) bölümler; (b) yazılış amacı; (c) düşünceyi geliştirme yolu.
Tür ayırma yolu. Önce bölümleri işaretliyorum, sonra her bölümün ne işe yaradığından amaca geçiyorum.
- Kural: mektubun bölümleri: yer ve tarih, hitap, giriş, gelişme, sonuç, kapanış sözü, imza (gerekirse not).
- Kanıt: İzmir'de sabahları martı sesiyle uyanırdım. Burada sabahlar öyle sessiz ki · Kış tatilinde gelirsenKanıt: karşılaştırma, iki şeyin aynı ölçütle (sabahlar) yan yana konmasıdır.
- (a) yer ve tarih (Kars, 3 Ekim 2026) → hitap (Sevgili Elif,) → giriş (pencere) → gelişme (yeni şehir; neden mektup) → sonuç (davet, selam) → kapanış sözü → imza → not.
- (b) Haber vermek (taşındığı şehir), özlemini anlatmak ve arkadaşını davet etmek. (c) Karşılaştırma: İzmir'in sabahları ile Kars'ın sabahları yan yana konuyor.Amaç birden çok olabilir; her biri metinde bir satırla gösterilmeli.
Ses–yazar kontrolü: mektuptaki "ben" Deniz'dir ve Deniz kurgusal bir kişidir; mektubu gerçek bir yazarın anısı gibi okumadım. Bölüm sırası şemayla (1.3) aynı.
Merhaba, ben Ayla. Voleybol takımı olarak okulun spor salonunu cumartesi günleri kullanmak istiyoruz. Lütfen bizi kırmayın, çok sevinirdik. Teşekkürler.Kolay Hoca metni: kurgusal, eksik bir dilekçe taslağı.(a) Taslakta dilekçenin hangi bölümleri eksik? (b) Dile ilişkin iki sorunu göster. (c) İstek cümlesini dilekçeye uygun biçimde yeniden yaz.
- Metin: Ayla'nın dört cümlelik taslağı.
- Ne isteniyor? (a) eksik bölümler; (b) iki dil sorunu; (c) yeniden yazılmış istek cümlesi.
Tür ayırma. Taslağı dilekçe şemasıyla (1.3) satır satır karşılaştırıyorum; boş kalan kutular eksik bölümdür.
- Kural: dilekçenin bölümleri: kurum adı, tarih, kendini tanıtma, gerekçe, istek, ad ve imza, adres, ek. Dil resmî, kısa ve nesneldir.
- Kanıt: Merhaba, ben Ayla. · Lütfen bizi kırmayın, çok sevinirdik.
- (a) Eksik: kurum adı, tarih, kendini tanıtma (okul numarası), gerekçe (neden cumartesi?), ad-soyad ve imza, adres.
- (b) "Merhaba" gündelik bir selam; dilekçe kurum adıyla başlar. "Bizi kırmayın" duyguyla ikna etmeye çalışıyor; dilekçe gerekçeyle ikna eder.
son adımı sen tamamla
- (c) "Takımımızın cumartesi günleri okul spor salonunu kullanabilmesi hususunda gereğini bilgilerinize arz ederim."
Tür kontrolü: amaç resmî istek, alıcı kurum; demek ki tür dilekçe. Kerem'in dilekçesiyle karşılaştırınca her eksik bölüm orada bir satırla görünüyor.
Amaç (resmî istek mi?), alıcı (kurum mu?), bölümler (kurum adı, gerekçe, istek, imza var mı?), dil (resmî mi?) sırasıyla bak.
İlk satır büyük harfle bir kurum adıysa ve metin "arz ederim" gibi bir kalıpla bitiyorsa dilekçedir.
Hangisi ne zaman? Kısa yol yalnız düzgün yazılmış bir metinde işler. Ayla'nınki gibi eksik bir taslakta bu işaretler yoktur; amaç ve alıcıdan giden uzun yol gerekir.
NİL: (koridordan zil sesi gelirken) Afişleri perşembeye kadar asın.(a) Diyalogdaki iletişim engellerini bul ve türünü yaz. (b) Her engelin sonucunu ve çözümünü yaz.
CAN: (başını telefondan kaldırmadan, sıkılmış bir sesle) Tamam, tamam.
NİL: Beni dinledin mi? Hangi gün dedim?
CAN: Cuma dedin galiba.Kolay Hoca metni: kurgusal diyalog (Nil ve Can kurgusaldır).
- Metin: Nil bir görev veriyor; Can yanlış günü anlıyor.
- Ne isteniyor? (a) engeller ve türleri; (b) sonuç ve çözüm.
Engel sınıflama. Parantez içindeki sahne notlarını tek tek okuyup her birini beş kaynaktan birine bağlıyorum.
- Kanıt: koridordan zil sesi gelirken · başını telefondan kaldırmadan, sıkılmış bir sesle · Cuma dedin galiba.
buradan sonrasını sen çöz
- Kural: engelin beş kaynağı: ortam, dil kullanımı, vurgu, tonlama, beden dili (1.5 Kafaya yaz).
- (a) Zil sesi: ortam. Telefona bakmak: beden dili. Sıkılmış ses: tonlama.
- (b) Sonuç: Can "perşembe"yi "cuma" anlıyor, Nil dinlenmediğini düşünüyor. Çözüm: zil bitince görevi tekrarlamak, telefonu bırakıp yüzünü dönmek, isteyerek kabul ettiğini sesle göstermek.
Sınıflama kontrolü: her kanıt yalnız bir engele bağlandı; hiçbir engel iki türe birden verilmedi. Sonuç ("Cuma dedin galiba") ortam engeliyle uyumlu.
Kütüphanenin cuma günleri saat 17.00'ye kadar açık tutulması hususunda gereğini bilgilerinize arz ederim.Kolay Hoca metni: Kerem'in dilekçesinden.Ece şöyle düşünüyor: "'Arz etmek' sunmak demek. Birine bir şey sunan kişi ondan çekinir. Demek ki Kerem müdürden korkuyor." Ece'nin yorumu makul mü? Hangi varsayım yanlış?
- Metin: dilekçenin istek cümlesi; Ece'nin üç adımlı yorumu.
- Ne isteniyor? Yorumun makul olup olmadığı ve yanlış varsayım.
Mantıksız yorum. Ece'nin adımlarını tek tek sınıyorum: hangisi metne dayanıyor, hangisi metinde olmayan bir varsayım?
- Kural: resmî yazıda kalıp sözler kullanılır; bunlar yazının resmî olduğunu gösterir, yazanın duygusunu değil (1.3 Kafaya yaz).
- Kelime: "arz etmek" = sunmak. Bu adım doğru.Kelime düzeyi doğru; ama yorum cümle ve metin düzeyinde sınanır.
- Kanıt: dilekçede duygu sözü yok, olgu var: Kütüphane saat 16.00'da kapandığı için toplantılarımız yarım kalıyor.
- Varsayım: "Kalıp resmî sözler yazanın duygusunu gösterir" varsayımı yanlış. Bu kalıbı her dilekçe yazan kullanır; korku, sevinç ya da öfke bildirmez.Genelleme kontrolü: herkesin kullandığı kalıp, tek bir kişinin duygusu hakkında kanıt olamaz.
Kanıt kontrolü: dilekçenin bütün cümleleri olgu bildiriyor (saat, toplantı, danışman öğretmen); korku, rica ya da yakınma yok. "Korkuyor" yorumu metinle çelişiyor.
Merhaba Selin.(a) Hitabın noktalamasını düzelt. (b) Tekrar eden "afiş" kelimesinin yerine bir gönderim ögesi kullan. (c) İki cümleyi bir fiilimsiyle birleştir ve taslağı yeniden yaz.
Afişleri bastırdım. Afişleri cuma günü asacağız. Afişler koridora asılacak. Sen de gel.Kolay Hoca metni: kurgusal bir e-posta taslağı.
- Metin: beş kısa satırlık taslak; "afiş" üç kez tekrarlanıyor.
- Ne isteniyor? (a) hitap noktalaması; (b) gönderim; (c) fiilimsiyle birleştirme.
Önce kural gerektiren yeri (hitap), sonra tekrarı (gönderim), en son cümle birleştirmeyi düzeltiyorum; her düzeltmede anlam aynı kalmalı.
- Kanıt: Merhaba Selin. · Afişleri cuma günü asacağız. Afişler koridora asılacak.
buradan sonrasını sen çöz
- Kural: hitaptan sonra virgül konur (TDK). Gönderim, önceki bir varlığı zamirle gösterir (1.5). Fiilimsi iki cümleyi bağlayabilir (1.6).
- (a) "Merhaba Selin," (b) İkinci "afişleri" yerine "onları".
- (c) "Merhaba Selin,
Afişleri bastırdım. Onları cuma günü koridora asacağız. Sen de gelip yardım eder misin?" ("gelip": gel- + -ip, zarf-fiil)
Anlam kontrolü: yeni taslakta bilgi eksilmedi (bastırıldı, cuma, koridor, davet). "Onları" tek bir şeyi, afişleri gösteriyor; iki anlama açık değil.
Sevgili Elif,Bu parçayla ilgili
Sana mesaj yerine neden mektup yazdığımı merak edeceğini biliyorum. Mesaj hızlı gidiyor ama çabuk unutuluyor. Mektubu yazarken her cümleyi iki kez düşündüm. Sen de okurken sesimi duyarsın diye umuyorum.
Seni çok özleyen arkadaşın
DenizKolay Hoca metni: Deniz'in mektubundan.
I. Bu metin bir özel mektuptur.
II. Yazar, mektup yazma nedenini bir karşılaştırmayla açıklıyor.
III. Metinde resmî yazışmanın kalıp sözleri kullanılmıştır.
yargılarından hangileri doğrudur?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III
- Ne veriliyor? Mektubun hitabı, bir paragrafı, kapanışı ve imzası.
- Ne isteniyor? Üç yargının doğru olup olmadığı; şıklar öncül kümesi.
- Hangi okuma yolu? Tür ayırma (alıcı, dil) ve düşünceyi geliştirme yolu.
- Okuma tuzağı: III'teki "resmî" kelimesi; parçada "Sevgili", "Seni çok özleyen" gibi samimi sözler var.
Her yargıyı parçadaki bir kanıt satırıyla sına; kanıt bulamadığın yargı yanlıştır.
- I: Sevgili Elif, ve Seni çok özleyen arkadaşın: yakın bir arkadaşa samimi dille yazılmış; özel mektup. Doğru.
- II: Mesaj hızlı gidiyor ama çabuk unutuluyor. Mesaj ile mektubu kıyaslıyor. Doğru.
- III: "arz ederim", "hususunda" gibi kalıplar yok; dil samimi. Yanlış.
Kanıt kontrolü: I ve II için parçada birebir satır var; III için hiçbir satır yok. Bir yargıyı doğru saymak için kanıt gerekir.
- Ne veriliyor? E-postanın görüntüsü ve Selin'in asıl cümlesi.
- Ne isteniyor? (a) doğrudan okuma; (b) iki cümlenin karşılaştırılması; (c) çıkarım.
- Hangi okuma yolu? Açıkça sunulan bilgi → karşılaştırma → çıkarım.
- Okuma tuzağı: "eksik" kelimesi: iletide yazanı değil, yazmayanı arıyorsun.
Önce görüntüden doğrudan oku, sonra iki cümleyi kelime kelime karşılaştır, en son eksik bilginin okura ne düşündürdüğünü çıkar.
- (a) Doğrudan okuma: Konu: satırı boş.
- (b) Karşılaştırma: asıl cümlede "erken" kelimesi ve "antrenman bir saat geç başlayacak" bilgisi var; iletide ikisi de yok.
- (c) Çıkarım: "Yarın gelme." tek başına "yarın hiç gelme" diye okunur; konu satırı da bir açıklama vermediği için okuyanlar en yakın anlamı, iptali düşündü.
Kanıt–iddia: çıkarım yalnız iletide olmayan iki bilgiye dayanıyor; dinleme metni de karışıklığı bu eksikliğe bağlıyor. Yüz yüze olsaydı soru sorulabilirdi.